Alevilik Nedir

Alevilik Nedir

Alevi Bektaşi İnancı Hakkında Yazılar

Kul Himmet

11/9/2008
Kategori: Ozanlarımız

Kul Himmet Üstadım

    
   Seyyah oldum şu alemi gezerim
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu
    Kendi efkarımla okur yazarım
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

                      Kul Himmet Üstadım ummana daldım
                      Gidenler gelmedi bir haber alam
                      Abdal oldum çullar geydim bir zaman  
                      Bir dost bulamadım gün akşam oldu 

  Asıl adı İbrahim’dir. Divriği’nin Örenik köyünde doğdu. Yine aynı köyde öldü. Ölüm ve doğum tarihleri belli değildir. Tahminen bundan yüz sene evvel öldüğü söyleniyor. Doluyu Kul Himmet’ten içtiği için onu üstad tanımıştır.

Bütün cönk, mecmua ve neşriyatta şiirleri Kul Himmet’e mal edilmiştir. Meşhur Kul Himmetle Aşık İbrahim’i birbirinden ayıran en bariz fark yalınız “Üstadım” kelimesidir. Kul Himmet Üstadım mahlaslı şiirler Kul Himmet’in değil, bittabi İbrahim’indir. Asıl adının İbrahim olduğunu, hem ihtiyarlar hem de :

Aşık İbrahim de bir mana söyler
Ben gidersem ismim kalsın dillerde

Beytiyle kendisi söylemektedir.
Bu muhitin şairi olduğunu şiirlerinde sık sık geçen mahalli semtlerin adlarından da anlayabiliyoruz.

Bir gün ayin-i cem’de dede tarafından düşkün edilmiş. Her nereye gitti ise kimseden yüz bulamamış. Yedi sene serserice dolaştıktan sonra yegane çareyi yine aynı dedeye yalvarmakta bulmuş.

Şairimiz, mevzularını yalnız tarikatten değil, içtimai hayattan da almıştır. Bir kızın gelin olduğu evde dirlik edemeyip, kahrından ölmesi; yağmur yağmadığı zaman köylülerle beraber yağmur duasına çıkması ve bir kömür gözlünün derdi zaman zaman onun şiirlerinde yer almıştır. Bu şiirlere yalnız muhitimle değil, Türkiye’nin her tarafındaki Bektaşi mecmualarında rastlamak mümkündür.

Kul Himmet, Üstadım, belli başlı şairler arasında yer almağa layık kıymetlerdendir.

Divriği Şairleri-İbrahim Aslanoğlu
İstanbul 1961 

 



Seyyah Oldum Şu Alemi Gezerim

Seyyah oldum şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımla okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

İki elim gitmez oldu yüzümden  
Ah ettikçe kan yaş gelir gözümden   
Kusurum gördüm kendi özümden   
Bir dost bulamadım gün akşam oldu  

Bozuk şu dünyanın düzeni bozuk  
Tükendi daneler kalmadı azık  
Yazıktır şu geçen ömüre yazık  
Bir dost bulamadım gün aksam oldu    

Gene kırcalandı dağların başı
Durmadan akıyor gözümün yaşı
Verdiği emeği alıyor kişi
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul Himmet Üstadım ummana daldım
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum çullar geydim bir zaman  
Bir dost bulamadım gün akşam oldu 


Gafil Kalma Şaşkın Bir Gün Ölürsün

Gafil kalma şaşkın bir gün ölürsün.
Dünya dolu malın olsa ne fayda.
Ettiğin işlere pişman olursun. 
Pişmancalık ele geçmez ne fayda.

Bir gün seni götürürler evinden. 
Hak-kın kelamını kesme dilinden.
Kurtulmazsın Azrail'in elinden.
Türlü türlü yolun olsa ne fayda.

Söylersin de sen sözünden şaşmazsın. 
Helalini haramından seçmezsin. 
Kesilir kısmetin suda içmezsin.
Akan çaylar senin olsa ne fayda.

Sen söylersin söz içinde sözüm var. 
Çalarsın çırparsın oğlun kızın var.
Hiç demezsin üç beş arşın bezim var. 
Bedestanlar senin olsa ne fayda.

Kul Himmet Üstadım çöksem otursam. 
Türlü varlığımı ele götürsem. 
Dünya benim diye zapta geçirsem. 
Bütün dünya senin olsa ne fayda.

Kul Himmet Üstadım Şiirleri


"Elif" Allah adın okur yazarım

"Elif" Allah adın okur yazarım
Hocam bir ders verdi "be" deyu deyü
"Te" ile "Se" de kaldı nazarım
"Cim" cemalin gördüm "he" deyü deyü

"Hı" Hızır İlyas'ür ezel ezelden
Haberini aldım "Dal" ile'"Zal"den
"Rı" bize yol vermiş Kalûbelâdan
Giderim yoluna "Ze" deyü deyü

"Sin" de sualini vermeye geldim
"Şın" deyince anda eğlendim kaldım
"Sad" okudum "Dad" dan haberin aldım
"Ti" "Zı" "Ayın" "Gayın" "Pe" deyü deyü

"Ka" deyince Kafdağı'nı gezerdim
"Ke" deyince türlü ma'na yazardım
"Lam" da "Mim" de "Nun" da kaldı nazarım
Nic'oldu "Vav" ile "Hı" deyü deyü

Kul Himmet Üstadım böyle söylerim
Haddinden ziyade umman boylarım
Yirmi sekiz harfi tamam eylerim
Âhiri "Lâmelif' "Ye" deyü deyü...>>


"Elif" Allah adın okur yazarım

"Elif" Allah adın okur yazarım
"B" bir nokta ile "T" yi ne güzel
Bektaşi Veli'de kaldı nazarım
Fatm'Ana'mn usul boyu ne güzel

Kâtipler oturmuş hüsnünü yazar
Kaldırmış nikabın değmeye nazar
Arafat dağında salınıp gezer
İsmail'in usul boyu ne güzel

Mağnp ile maşnkını bezeten
Zahir bâün hikmetini gözeten
Hasanla Hüseyin gelir gazadan
Muhammed Ali'nin soyu ne güzel

Zeynel Bakır Cafer yârlar yârenler
Zahir bâün hikmetine erenler
Ağdağ'ın başına döşenmiş erler
Abı revan gölün suyu ne güzel

Kâzım Musa Inza'nın dilinde
Hakk'in bir nişanı vardır kolunda
Kenan ile gezdim Mısır ilinde
Yusuf un yattığı kuyu ne güzel

Taki Naki Askeri'ye akarun
Mehdi gelir diye yola bakarım
On'ki imamların yasın çekerim
Matem günü aşur ayı ne güzel

Musa Rıza dür çıkarır dükkânda
Kaynıyor coşuyor gevheri kânda
Kul Himmet Üstadım sevgisi canda
Âhiri "Lâm elif iyi ne güzel...>>


Âdemoğlu benim aslım sorarsan

Âdemoğlu benim aslım sorarsan
Niye gelmiş niye gitmişim ben de
Gel sana bir doğru haber vereyim
Arif isen dinle kulak ver bende

On iki imamdan edep öğrendim
Muhammed Ali'nin haklığın bildim
Tâ ezel ezelden bir ikrar verdim
Okuduğum ilim ilm-i Umran'da

Dört nesneden tertip oldum yuğruldum
Geldim şu cihanda tamam bulundum
Cercis'inen bile öldüm dirildim
Vefa ile yatar idim alkanda

Muhabbetim Hasan Hüseyn Dehman'a
Can gözüyle bakar idim mihmana
İmam Zeynel ile girdim zindana
Yetmiş yıldır yatar idim bir handa

Eyüb'a vefayla bir kazan kurdum
İmam Bakır ile zuhura geldim
Eba Müslim ile bir teber çaldım
Bir zaman da cenk eyledim zamanda

Mürşidin nefesi haktır hakladım
İmam Cafer ilmin aldım sakladım
Üçyüz yıl da geyik ile otladım
Bir zaman da gezer idim seyranda

Musa Kâzım ile kurşunu yuttum
Kâmil ıssı oldum kemale yettim
Kırk yıl da Yunusla ibadet ettim
Bahri ile yüzer idim ummanda

Rıza'nın nefesi haktır hakladım
Mecnun ile bile yollar bekledim
Muhammed terinden bir gül sakladım
Bülbül ile gezer idim gülşanda

Muhammed Taki'ye özüm yetirdim
Halil ile bile nâra oturdum
On'ki imamlara iman getürdüm
Vücudum kefenim biçtim ol demde

Ali Nakî'ye özüm yetürdüm
Öküz ile şu dünyayı götürdüm
Üçler beşler yedilere katıldım
Kırklar ile bile idim irfanda

Hasan Askerî'ye ruhumu kattım
Cesedim yuğurup tabutum çattım
Nuh ile gemiyi ummana kattım
Yelken oldum bile estim tufanda

Yusuf ile gidip kuyuya düştüm
Hak emretti Cebrail'e ulaştım
Yakup ile oda yandım tutuştum
Ağlar idim âh ü zar ile gamda

Kul Himmet Üstadım günahkâr idim
Rabb'in cemalinde münevver idim
Anadan doğunca kâmil pîr idim
Şimdi bana derler makânın kande...>>


Âlem sele gitse sana nolacak

Âlem sele gitse sana nolacak
Dünyada ağlama gül Ali derler
Yitirmiştir hocan seni bulacak
Uğrun uğrun bize gel Ali derler

Kul olsam da ben hocama yarasam
Eyüb gibi derde derman arasam
Siyah zülfün gilâbudun tarasam
İnanmaz kâfirler kel Ali derler

Hak nazar eylemiş var sıfatında
Binmişsen inmeyin aşkın aünda
Hak muhabbet ile mürşit katında
Bize yanmış sönmüş kül Ali derler

Herkes bildiğince kuyu eşerse
Dalga gelir ters havalar eserse
Bir kul bir onulmaz derde düşerse
Gel derdime derman kıl Ali derler

Kul Himmet Üstadım doğar dolunur
Özü Mansur olan darda salınır
Yed'iklimi gezen nerde bulunur
Yine sende imiş bil Ali derler...>>


Ali ismi dört kitapta okunur

Ali ismi dört kitapta okunur
Lâ ilahe illallahı yazılı
Vird edenler Ezazil'den sakınır
Lâ ilahe illallahı yazılı

Bektaşi Veli'nin ismi dildedir
Fatıma Ana'nm gözü yoldadır
Muhammed'in hub cemali güldedir
Lâ ilahe illallahı yazılı

Hasan bahçesinin gülü açıldı
Şah Hüseyin tazelendi seçildi
Huri kızlarına hülle biçildi
Lâ ilahe illallahı yazılı

Zeynel yarelendi akıyor kanı
Balar kazanında yıkandı donu
Elindedir İmam Cafer erkânı
Lâ ilahe illallahı yazılı

Musa Kâzım Iriza'nın destinde
Taki Naki Askeri'nin postunda
Cebrail'in kanadının üstünde
Lâ ilahe illallahı yazılı

Meyli muhabbeti saçı leyli var
Bunca âşıkların sende meyli var
Mehdi'nin boynunda bir hamaylı var
Lâ ilahe illallahı yazılı

Kul Himmet Üstadım dert ilâcına
Yüz sürelim Muhammed'in tacına
Fatm'Ana'nm saçbağınm ucuna
Lâ ilahe illallahı yazılı...>>


Ali meydanına bir kurban geldi

Ali meydanına bir kurban geldi
İsmail'e inen koça benzettim
Anası meledi bağnmı deldi
İsmail'e inen koça benzettim

Kadir Mevlâ'm sürme çekmiş gözüne
Yüz sürelim tırnağına dizine
Koç dergâha gitti düşem izine
İsmail'e inen koça benzettim

Koçu tekbirledi kırkın birisi
Bir lokmadan kandı cümle gerisi
......................belimdedir varisi
İsmail'e inen koça benzettim

Kadir Mevlâ'm kabul etsin koçunu
Bağlayalım ayağının üçünü
Ali meydanıdır sorman suçunu
İsmail'e inen koça benzettim

Ufacık doğrayın koyun kazana
Mahrum can komayın çekin mizana
Kul olayım lügat kalem yazana
İsmail'e inen koça benzettim

İsmail'e inen koçun örneği
Yalan değil gözümüzün görneği
İdiris'e üsküf oldu tırnağı
İsmail'e inen koça benzettim

Kul Himmet Üstadım arzular canım
Koç ile birlikte akıyor kanım
Yâ İlâhi kabul olsun kurbanım
İsmail'e inen koça benzettim...>>


Ali meydanına gelen kuzular

Ali meydanına gelen kuzular
Hasan ile Hüseyin'in aşkına
Yaram çoktur yüreğimde sızılar
Hasan ile Hüseyin'in aşkına

Hacı Bektaş Veli düş geldi yine
Fatıma Ana'dan cuş geldi yine
İsmail koçuna eş geldi yine
Hasan ile Hüseyin'in aşkına

Hak Muhammed Ali çaldı erkânı
Hasan Hüseyin'dir gevherin kânı
Ilgıt ılgıt akar kurbanın kanı
Hasan ile Hüseyin'in aşkına

Zeynel Bakır Cafer bile geldiler
Gözyaşnı sile sile geldiler
İbrahim'in sürüsünden aldılar
Hasan ile Hüseyin'in aşkına

Kâzım Musa Rıza ile geldiler
Takî Nakî Askerî'yi buldular
Doksan bin er lokmasından yediler
Hasan ile Hüseyin'in aşkına

İsa gökten indi Mehdi biledir
Yaylımı sulağı arşı âlâdır
Arafat dağından koçu meledir
Hasan ile Hüseyin'in aşkına

Kul Himmet Üstadım gele her zaman
On'ki imamları bula her zaman
Kurbanınız kabul ola her zaman
Hasan ile Hüseyin'in aşkına...>>


Ali'nin cemalin âşıklar gördü

Ali'nin cemalin âşıklar gördü
Anın için cila verdi cihana
On'ki âşık altı kapıdan geldi
Dolusunu sundu Fatıma Ana

Altı kapı Fatm'Ana'dan icattır
Ezelden âşıkın ervahı paktır
On'ki âlem doksan altı âyettir
Okuya okuya mal ettin cana

Bu nasıl buyruktur bin türlü hal var
Hak Muhammed Ali âleme server
MuhammedAli'nin yoluna dellal
On'ki âşık gönderdiler cihana

İmam Cafer'in buyruğu ser oldu
Ol demde on iki âşık var oldu
Muhammed Ali'ye yârıgâr geldi
Orada ayrıldı bin türlü ma'na

Bir kuş öter sesi gelir derinden
Herkesin çektiği kendi filinden
Kimse bilmez âşıkların halinden
Anınçün ağlarım ben yana yana

Kul Himmet Üstadım geride durma
Olura olmaza sırrını verme
Her yüze güleni dost olur sanma
Dost odur ki dostun oduna yana...>>


Allah medet ya Muhammed ya Ali

Allah medet ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbankı çekelden Bektaşi Veli
Yok mu gayretiniz dermana düştüm

Fatıma Ana'dan el etek tuttum
Şerver Muhammed'e göz gönül kattım
İmam Hasan ile çok metan sattım
Şah Hüseyin ile dükkâna düştüm

Zeynel'i sevdim de aşnaya yettim
Bâkır'ı sevdim de musahip tuttum
Cafer'i sevdim de göz gönül kattım
Naci deryasında ummana düştüm

Kâzım Musa Inza'ya eriştim
Tamam asker ile hayli sürüştüm
Kerbelâ çölünde cenge karıştım
Sinem yaralandı alkana düştüm

Taki Naki Şah Askeri nurumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail önümüzce rehberimiz
Kırkların ceminde erkâna düştüm

On'ki imam dergâhında umum var
Dünü günü sohbetim var demim var
Günahım yok ama neden gamım var
Ali gibi Şahı Mf rdan'a düştüm

Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı
Şirin lezzet verir muhabbet tuzu
Ali'nin alnında Zühre yıldızı
Meyli muhabbeti Selman'a düştüm...>>


Altının kadrini sarrafı bilir

Altının kadrini sarrafı bilir
Açılmaz dükkânlar pazar mı ola
Salını salını sevdiğim gelir
İrakipler hile sezer mi ola

Seyreyledim yanağının alını
Ememedim leblerinin balını
Ayağına giymiş sırça nalını
Sevdiğim salınıp gezer mi ola

Yüce yüce yerlerine çıkınca
Ak ellere al kınalar yakınca
Sevdiğimin dal boyuna bakınca
Âşıkın bağrını ezer mi ola

Yüce yüce yaylaları yaylasam
Her güzelin bir ismini söylesem
Yalvarıp yakanp gönlüm eğlesem
Göğsünün bendini çözer mi ola

Kul Himmet Üstadım kendi halinde
Bir güzel sevmişim halkın dilinde
Kâtipler oturmuş kalem elinde
Sevdiğim ismini yazar mı ola...>>


Âşık İbrahim de bir mâ'na söyler

Âşık İbrahim de bir mâ'na söyler
Ben gidersem ismim kala dillerde
Âşıklar derdinin dermanın söyler
Ben gidersem ismim kala dillerde

İnil inil inilerim zar deyü
Gün perdeye indi vakit dar deyü
Önümüzde âşığımız var deyü
Ben gidersem ismim kala dillerde

Ötesi yok imiş burc-ı fenanın
Yalan değil bu sözüme inanın
Kesildi kısmetim tükendi nanım
Ben gidersem ismim kala dillerde

Neden ola bu âşıklar gülmedi
Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı
Kadim değil giden geri gelmedi
Ben gidersem ismim kala dillerde

Toplansın kavimler gelsin yârenler
Ölüm ile ayrılığı bilenler
Kadim imiş emaneti verenler
Ben gidersem ismim kala dillerde

Mimar gelip tabutumu düzünce
Kaldırıp cenazem yerden üzünce
Kadir Allah fevt kalemim yazınca
Ben gidersem ismim kala dillerde

Kul Himmet Üstadım sevgi sır ola
O da iki değil hemen bir ola
Bir yâr bul ki mahşer günü yâr ola
Ben gidersem ismim kala dillerde...>>


Atım eğerlendi kapıya geldi

Atım eğerlendi kapıya geldi
Anam bana yana yana ağlasın
Körpe kuzularım anasız kaldı
Anam bana yana yana ağlasın

Anam duyup figanıma gelmedi
Deli gönül hasretini bulmadı
Başımızın al valası solmadı
Anam bana yana yana ağlasın

Babam tellerimi bergüzar etsin
Anam kokulasın yüzüne sürsün
Kavimlerim hısımlarım hep duysun
Anam bana yana yana ağlasın

Anam beni görür m'ola düşünde
Hasiretim kaldı kalem kaşında
Baykuş öter mezarımın taşında
Anam bana yana yana ağlasın

Göremedim kardaşımı anamı
Bacım duysa ateşime yana mı
Ellerimden soldurmadım kınamı
Anam bana yana yana ağlasın

Benli Mercan* derler benim adıma
Anam yansın ateşime oduma
Gök Yalıncak derler pîr üstadıma
Anam bana yana yana ağlasın

Kul Himmet Üstadım çektirmiş göçün
Ak gerdana dökmüş ol siyah saçın
Dünyadan ahrete göçtüğüm için
Anam bana yana yana ağlasın...>>


Ay mıdır gün müdür doğmuş aleme

Ay mıdır gün müdür doğmuş aleme
Yüzünde balkıyor nur Hacı Bektaş
Musa Peygamber durunca selama
Binbir kelâmını sor Hacı Bektaş

İdiris'te imiş gevherin kânı
Tuba ağacıymış onun mekânı
Lâ'l ü mercan bezetmişler dükkânı
Musa'nın döktüğü dür Hacı Bektaş

Dört kerpiç üstüne bir yapı vardır
İlmi hikmet ile ser yapı vardır
Kilidi açılmaz bir kapı vardır
Açıp bir kapısın gir Hacı Bektaş

Mikâil durdurmuş yağmuru yeli
Hızır zapteylemiş deryayı gölü
İsmi Âzam imiş kilidin dili
Kilidin dilini sor Hacı Bektaş

Muallak taşını tutmuş durursun
Hem zahirin hem bâtının görürsün
İsteyenin muradını verirsin
Bu benim muradım ver Hacı Bektaş

Fatma Ana imiş saranp solan
Menzile ermeyip geride kalan
Mü'minler göğsünde Beytullah olan
Halil'in yaptığı şar Hacı Bektaş

Halil'in yaptığı sara varalım
Hasan ile Hüseyin'i görelim
Zeynel'e Bakır'a yüzler sürelim
Cafer'e Sadık'a er Hacı Bektaş

Musa Kâzım bir de Şah Ali Rıza
Bir elinde dolu birinde meze
Kâfir imamlara eyledi ceza
Gen dünya başına dar Hacı Bektaş

Taki Naki gülistanda seslenir
Şah Askeri kafeslerde beslenir
Nice canlar eşiğine yaslanır
Açmayalım gizli sır Hacı Bektaş

Haber aldım Serçeşme'nin gözünden
Mehdi Dede'm gelecektir tezinden
Her şehit var Kerbelâ'nın düzünden
İmamlara yüzler sür Hacı Bektaş

Kul Himmet Üstadım Pir Sultan nazlı
Yıldız'dır yaylası köyü Banazlı
Bir pınar akıyor oniki gözlü
Suyu abı zemzem der Hacı Bektaş...>>


Başına gelmişe bir yol danışam

Başına gelmişe bir yol danışam
Böyle ayrılığı gören var m'ola
Bir dertli bulam da derdim bölüşem
Böyle ayrılığı gören var m'ola

Âşıklar kalemi böyle yazıldı
Ciğerciğim bölük bölük ezildi
Sinem şerha şerha oldu üzüldü
Böyle ayrılığı gören var m'ola

Âşıklar bağrımı yaralı kodu
İrakip her yerde hasmınım dedi
Ferhat'ı Şirin'den ayıran cadı
Böyle ayrılığı gören var m'ola

Hak Muhammed Ali bilir halimden
Bülbül vaz mı gelir gonca gülünden
Ayrılığa zor demişler ölümden
Böyle ayrılığı gören var m'ola

Kul Himmet Üstadım haller nic'oldu
Âh ettim irakip belâsın buldu
Sevdiğim dağların ardında kaldı
Böyle ayrılığı gören var m'ola...>>


Ben bir güzel sevdim ismi Halil'dir

Ben bir güzel sevdim ismi Halil'dir
Koca Neşter Tekkesinden gül geldi
Cebrail'in elindeki delildir
Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

Koca Neşter Tekkesinin çitili
Hak nasip eylemiş açılmış gülü
Âşıklardır gülistanın bülbülü
Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

Deryalardan gemi ile geçilir
İdiris'le hülle donu biçilir
Zemheride taze gülü açılır
Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

Gelmiş oturmuşlar kırklar yediler
Kırkımız da bir kişiyiz dediler
Gâhi Hak mülküne nişan kodular
Koca Neşter Tekkesinden gül geldi

Kul Himmet Üstadım sefil gedayım
Kahırlar görmede gamlar yudayım
Yaşımız uzun olsun binamız kaim
Koca Neşter Tekkesinden gül geldi...>>


Ben de şu dünyaya geldim geleli

Ben de şu dünyaya geldim geleli
Çarhı felek önümüzce dönüyor
Ecel şerbetini içip kanalı
Aldatıp da yüzümüze gülüyor

Acep felek kıyar m'ola bizlere
Sarar m'ola üç beş arşın bezlere
Âlemi seyreden ala gözlere
Kör olası kara toprak doluyor

Malım var deyip de mala güvenme
Malına güvenip odlara yanma
Yâr ile bir sine girerim sanma
Nicesinin nazlı yâri kalmıyor

Şu dünya dediğin üç beş gecedir
Mü'min olanların tahtı yücedir
Feleğin malı bir ağır suçadır
Lâzım olanları alıp gidiyor

Kul Himmet Üstadım dedi de gitti
Âhiret azığın dünyada tuttu
Nöbeti gelenler koydu üğüttü
Hayra dolanıp da şerre geliyor...>>


Benim günahım çok senin katında

Benim günahım çok senin katında
Allah bir Muhammed Ali el'aman
Sen kerem-kânısın zahir bâtında
Allah bir Muhammed Ali el'aman

Fatıma Hatice Zehra da bile
Bir dilek dilersen Hasan'dan dile
Şah Hüseyin ile girdik bu yola
Allah bir Muhammed Ali el'aman

Zeynel Bakır Cafer üçü bir katar
Kâzım Musa Rıza gözümde tüter
Deryaya gark olan ummana batar
Allah bir Muhammed Ali el'aman

Taki Naki Şah Askeri düşümüz
Yine arttı cünbüşümüz cûşumuz
Mehdi Dedem Hak Resul'dür başımız
Allah bir Muhammed Ali el'aman

Derdimin dermanı Sultan Yalıncak
Bağlayıp da bir ikrara kalıncak
Şefaat umarım senden ölüncek
Allah bir Muhammed Ali el'aman

Ciğerciğim kebap gibi çevrilir
Döne döne aşk oduna kavrulur
Gönlümün evinde harman savrulur
Allah bir Muhammed Ali el'aman

Kul Himmet Üstadım on iki katar
Oniki dükkânda metanın satar
Tutiler kumrular kafeste öter
Allah bir Muhammed Ali el'aman...>>


Bin bir isim ile cihana gelen

Bin bir isim ile cihana gelen
Allah bir Muhammed Ali olmadı mı
Dan cec üstünde namaz kıldıran
Hünkâr Hacı Bektaş Veli olmadı mı

Miracın yoluna bir arslan koydu
Kün dedi dünyanın binasın kurdu
Ol zaman arefe kerremen öttü
Öyle olunca arifler ulu* olmadı mı

Yedi kişi irfan yolunu bekler
Muhammed arslanın sözünü haklar
Ay ile günleri koynunda saklar
Öyle olunca Fatma ulu olmadı mı

Yedi kişi kurdu irfan yolunu
Kim bağladı Cebrail'in kolunu
Gösterdi atası erlik gülünü
Hakikat ceminde sır olmadı mı

Kul Himmet Üstadım okur yazarım
Bir yeşil el geldi engûr ezerim
Ali Ali deyü ağlar gezerim
Kul Himmet Ali'ye yâr olmadı mı...>>


Bir bezirgan geldi Hint'ten Yemen'den

Bir bezirgan geldi Hint'ten Yemen'den
Alırsan gevherin tazesi geldi
Ervahı ezelden hayli zamandan
Alırsan gevherin tazesi geldi

Bektaşi Veli'dir kulun imanı
Fatıma Ana'dır canların canı
Müşterisi varsa açam dükkânı
Alırsan gevherin tazesi geldi

Muhammed Ali'den tutmuş tayını
Hasan Hüseyin'den almış payını
Onlar içmiş abı zemzem suyunu
Alırsan gevherin tazesi geldi

Zeynel'i zindanda okuyup yazar
Bakırı Cafer'i katara düzer
Bir bezirgan gelmiş yükünü çözer
Alırsan gevherin tazesi geldi

Kâzım Musa Rıza der ki varalım
Taki Naki Askeri'yi görelim
Siz söylen de biz bahasın verelim
Alırsan gevherin tazesi geldi

Mehdi Dede'm der ki helâl kâr mıdır
On'ki imamlara doğru yol mudur
Her kulun da sermayesi var mıdır
Alırsan gevherin tazesi geldi

Kul Himmet Üstadım demem naşiye
Bir güneş doğa da âlem ısıya
Haber eylen gelsin pazar basıya
Alırsan gevherin tazesi geldi...>>


Bir ihsan eylersen vaktinde eyle

Bir ihsan eylersen vaktinde eyle...>>


Bir talip de kalkıp pîre varmazsa

Bir talip de kalkıp pîre varmazsa
Ali'nin yolundan bezmiş gibidir
Eksiğin el'alıp dara durmazsa
İblis ile yoldan azmış gibidir

İblise uyar da yoldan azarsa
Arifler ilmini okur yazarsa
Müride talibe kuşak çözerse
Seyyit Nesimî'yi üzmüş gibidir

Rehberin buyruğun haklamaz ise
Arayıp da kalbin yoklamaz ise
Pîrin eşiğini beklemez ise
Kend'eliyle kuyu kazmış gibidir

Geçitsiz ummanı varır boylarsa
Söyleme dediğin sim söylerse
Kapılarda gezip gıybet eylerse
Kızgın sac üstünde kızmış gibidir

Kul Himmet Üstadım öğüdün sunar
Ciğer kebap olmuş çevrilip yanar
Azrail de gelir göğsüne çunar
Bad eser harmanın tozmuş gibidir...>>


Bu âleme doğdu muhabbet nuru

Bu âleme doğdu muhabbet nuru
Yeşildir kisveti kırmızı donu
Hak Muhammed Ali üçünden berü
Canım arzuladı göresim geldi

Hak Muhammed Ali miraç yolunda
Zülfikar belinde Düldül altında
Şahın bahçesinde gonca gülünde
Dosta bir deste gül sunasım geldi

Özge gülün dost elinde taliptir
Muhabbet elinde aşkın kalıptır
İnci mercan yakut içre döküptür
Gülşan bahçesine giresim geldi

Gülşan bahçesinde Güruhı Naci
Muhammed Mustafa urundu tacı
Elinde dolusu geldi bir bacı
Alıp o doluyu içesim geldi

Aldım o doluyu içtim mest oldum
Soyundum tarikat abında yundum
Kâmil mürşit ile pîrime geldim
İkrar verip daman tutasım geldi

İkrar verip daman tuttum getirdim
Kudret kandiline Hakk'a yetirdim
Şahın bahçesinde bir gül bitirdim
Bülbül olup güle konasım geldi

Bülbül oldum kondum aşkım açıldı
Muhammed Mustafa müşkül seçildi
Hazreti Ali'den kapı açıldı
Fatıma Ana'yı göresim geldi

Fatma Ana Hatice'nin yanında
Bir nur doğmuş Kibriya'nın kolunda
Bir dest nergiz Zöhre Ana'nın elinde
On iki imama sunasım geldi

On iki imamlar girdi düşüme
Düştüm bozatlı Hızır'ın peşine
Yeşil Hasan Hüseyin'in başına
İmam Zeynel ile sarasım geldi

İmam Zeynel ile sardım getirdim
İmam Bakır ile irfana oturdum
İmam Cafer ilmihalin getirdim
Okudum öğrendim bileşim geldi

Okudum öğrendim bildim baş ettim
Musa Kâzım ile irfana yettim
Tarikat evinde marifet tuttum
Hakikat evine giresim geldi

Hakikat evinde alâmet şahı
Dört kitap ilmini var orda oku
Rıza bahçesinde bir kemha doku
Hülle donu edip giyesim geldi


Hülle donu ettim giydim salındım
Muhammed Mustafa'da taçlar urundum
Seyyidi ekremle semle urundum
Kırklar makamına giresim geldi

Kırklar makamında Taki Naki'dir
Gelir geçer gam gönlümün dağıdır
Âhir derler bu dünyanın sonudur
Bin bir âyetini sorasım geldi

Bin bir âyet orada hem bir olur
Hasanü'l Askeri orda bulunur
Mehdi de onunla beraber gelir
Münkirlere kılıç çalasım geldi

Kul Himmet Üstadım okur yazarım
Ağda okumuşum ilim dizerim
Destur pîrim bu cihanı gezerim
Âhiri dünyadan göçesim geldi...>>


Bugün bize Ali geldi

Bugün bize Ali geldi
Elinde hem dolu geldi
Sözümüzün üzerine
Hacı Bektaş Veli geldi

Bugün bize hoca geldi
Gündüz değil gece geldi
Allah bir Muhammed Ali
Üçü bilece geldi

Bugün bize düş geldi
Safa geldi hoş geldi
Allah Muhammed Ali
Birbirine eş geldi

Bugün bize azı geldi
Alnımıza yazı geldi
İsmail Peygambere
Arştan bir kuzu geldi

Bugün ben bir sara vardım
Kadim ikrara vardım
Ali'm gazaya gitti
Mansur'um dara vardım

Mansur'um darda kaldı
Dilim ikrarda kaldı
Ali'm gazaya gitti
Ya Musa Tur'da kaldı

Tur dağı bir kıbledir
Canı cana bağlatır
Selman bir oğlan sever
O cümleden âlâdır

Oğlan derki lâm geldi
Alnıma kalem geldi
Ali'm gazaya gitti
Fatm'Ana'ya selâm geldi

Selâmı kimler getirdi
Gönlüme gamlar getirdi
Bu sinemde yaram çok
Yarama emler getirdi

Bu sinem yaralandı
Ağ gülüm karalandı
Hasan Hüseyn gelmedi
Ciğerim paralandı

Zeynel ile Bakır n'oldu
Açılan güllerim soldu
İmam Cafer gelmedi
Gözüm yollarda kaldı

Kâzım Musa'yı Rıza
Çektiler cevr ile ceza
Taki Naki Askeri
Oldular şîri Huda

On iki nesil geldi
İmam Mehdi Resul geldi
Kul Himmet Üstadım da
Kapıya bir sail geldi...>>


Bugün dost ilinin yurduna vardım

Bugün dost ilinin yurduna vardım
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş
Nazlı sevdiğimin yurduna vardım
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

Arap atlarına dursun beyleri
Bize geldi garip bülbül ünleri
Çifte çifte konan sehil evleri
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

Sordum Mecnun musun dedi Leylâ'yım
Gitme dilber dedim sana söyleyim
Sevdiğim bir Leylâ seni neyleyim
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

Eğlen dilber eğlen ben de geleyim
Nazlı sevdiğimi kanda bulayım
Sehil evlerinden haber alayım
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

İl ulus yaylasına çıktı mı ola
Yaylanın çiçeği koktu mu ola
Çarhı felek gücün yetti mi ola
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

Aşkın arttı derdim oldu yiğitler
Dertli yiğit alan kullar iniler
Issız kalmış kulakları çınılar
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş

Kul Himmet Üstadım gözetir yolu
Sevdiğim gelmezse nic'olur hali
Evveli Muhammed âhiri Ali
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş...>>


Bugün nazlı yârim âleme gelmiş

Bugün nazlı yârim âleme gelmiş
Varsın irakipler ne derse desin
Onulmaz yaralar mehleme gelmiş
Varsın irakipler ne derse desin

Kırmızı gül karışmıştır harman
Mansur da dâr oldu bir ikranınan
S anlak yatalım bir ikrannan
Varsın irakipler ne derse desin

Gönül aşk atına bindi yarıştı
Geze geze dostun iline düştü
Hasretliler de yüz yüze kavuştu
Varsın irakipler ne derse desin

Ben dostun kitabın okur yazanm
Şöyle bir yavruda kaldı nazarım
Ben dostumun düğmelerin çözerim
Varsın irakipler ne derse desin

Kul Himmet Üstadım ikrar tazele
Biz de meyil verdik ezel ezele
Meylim düştü Ali gibi güzele
Varsın irakipler ne derse desin

 

Cihan derya iken derya su iken

Cihan derya iken derya su iken
Tâ ezelden arzumanım Kul Himmet
Şu dünyada hiçbir nesne yok iken
Anın için arzumanım Kul Himmet

Âşık olsam türlü ma'na söylesem
Bahri gibi ummanlan boylasam
İmam Hüseyin'i dava eylesem

Anın için arzumanım Kul Himmet

Âşıklara uy dediler zamana
Mahluk muhtaç olmuş dine imana
Şimdi gayret kaldı sahip-zamana
Anın için arzumanım Kul Himmet

İkisi sevdiğin medh eder öğer
Hakk'ın ırahmeti insana yağar
Zöhre yıldızı da alnından doğar
Anın için arzumanım Kul Himmet

Ervahı ezelden Hakk'm nurudur
Muhammed Ali'nin gizli simdir
Üstadımdır sevdi ğimdir yarımdır
Anın için arzumanım Kul Himmet

Nurdandır on iki âşıkın aslı
Allah bir Muhammed Ali'dir nesli
Bir içim sudandır hocamın aslı
Anın için arzumanım Kul Himmet

Hatayî Pir Sultan Teslim Abdal'ı
Gönülden çıkmıyor asla hayali
Zatını sorarsan Muhammed Ali
Anın için arzumanım Kul Himmet

Elestii deminden gönlümün cûşu
Alan kardaşlara cevahir taşı
Doksan bin okunan âyetin başı
Anın için arzumanım Kul Himmet

Kul Himmet Üstadım cemalin cennet
Şol iki cihanda server Muhammed
Binbir ismi vardır bir ismi Himmet
Anın için arzumanım Kul Himmet...>>


Çağıralım Muhammed'e Ali'ye

Çağıralım Muhammed'e Ali'ye
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası
Pîrim Hünkâr Hacı Bektaş Veli'ye
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

Cebrail de cevlân kurup uçunca
İdiris cennette hülle biçince
Hızır Nebi Mil denizin geçince
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

Muhammed kalkü miraca yürüdü
Düldül Kamber Fatma Ana var idi
Bir arslan hamle etti kuş korudu
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

İsm-i Âzam duasına başladı
Hatemi arslanın ağzın taşladı
Arslan anda sakin oldu yavaşladı
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

Muhammed de vardı kırklar cemine
Hû diyelim gerçeklerin demine
Sormadılar gönlümüzün gamı ne
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

Selman bir üzüm getirdi ezdiler
Kırklar oturdular bade süzdüler
Cennetin üst eşiğine yazdılar
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

Hasan Hüseyin'e el eylediler
Zeynel Bakır Cafer gel eylediler
Kâzım Musa Rıza kul eylediler
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

Taki Naki Şah Askeri erenler
Mehdi ile mağaraya girenler
On'ki imamların yüzün görenler
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası

Kul Himmet Üstadım karar kılıncak
Arayıp da musahibin buluncak
Derdimin dermanı Sultan Yalıncak
Lâ fetâ illâ Ali'dir duası...>>


Dedesi oğlunu verdi hocaya

Dedesi oğlunu verdi hocaya
İsmini beyan eyledi heceye
Günde yedi baş keserdi geceye
Dedesinden imdat uman Hüseyin

Hüseyin'in pazarlığı hak ile
Divanına duramdım yük ile
Kâfirleri kırdırırdı ok ile
Kanı ılgıt ılgıt akan Hüseyin

Nurdan yapılıdır anın çardağı
Seherde salınır gövel ördeği
Kâfirler kaldırdı içti bardağı
Kanı ılgıt ılgıt akan Hüseyin

Sabahın seherinde kişneşir atlar
Yezitler içer de der afiyetler
İsmail de der ki ürüşür itler
Kanı ılgıt ılgıt akan Hüseyin

Nurdan yapılıdır onun odası
Dal boyuna hayran kaldı dedesi
Yemen'den geliyor onun gıdası
Gıdası kesilmez İmam Hüseyin

Kul Himmet Üstadım kollarım bağlı
Yezitler elinden ciğerim dağlı
Muhammed'in torunu Ali'nin oğlu
Davası kıyamete kalan Hüseyin...>>


Dün gece seyrimde bir dolu içtim

Dün gece seyrimde bir dolu içtim
Sultan Hacı Bektaş sen imdat eyle
Çok niyaz eyledim yalvara düştüm
Hünkâr Hacı Bektaş sen imdat eyle

Muratlar verici bir gani hansın
Eşin yok dünyada gevheri kânsın
Seni sevmeyenler odlara yansın
Hünkâr Hacı Bektaş sen imdat eyle

Muhamet Ali'dir Ali Muhammed
Seni sevenlerin didan cennet
Masum-ı pâklerden erişe himmet
Hünkâr Hacı Bektaş sen imdat eyle

Güvercin donunda süzülüp gelen
Dan çeç üstünde namaz kıldıran
Kerametle bu âlemi dolduran
Hünkâr Hacı Bektaş sen imdat eyle

Umarım ki hâre uğratma yolum
Ağzımın içinde lal etme dilim
Hasbahçe içinde soldurma gülüm
Hünkâr Hacı Bektaş sen imdat eyle

Pîrim günahkârım isyanım çoktur
Hazretine lâyık hediyem yoktur
Mürşitler mürşidi buyruğun haktır
Hünkâr Hacı Bektaş sen imdat eyle

Kul Himmet Üstadım arz'eder seni
Zahiri bâtında şefaat kânı
Kapına gelmişim mürüvvet günü
Hünkâr Hacı Bektaş sen imdat eyle...>>


Dün ü günü hata etmektir işim

Dün ü günü hata etmektir işim
Tövbe günahıma estağfurullah
Muhammed Ali'ye bağlıdır başım
Tövbe günahıma estağfurullah

Hasan Hüseyin de balkır nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Eğer özümüzde benlik var ise
Tövbe günahıma estağfurullah

Biz İmam Cafer'in izinden çıkmak
Cafer'den yükünü tutagör ahmak
İlâyık değildir hatırlar yıkmak
Tövbe günahıma estağfurullah

Kâzım Musa Rıza kanım kaynaya
Taki Naki emek salmaya zaya
Dünü günü ettiğimiz bed-huya
Tövbe günahıma estağfurullah

Hasanü'l Askeri gülleri sata
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Dünü günü ettiğimiz gıybete
Tövbe günahıma estağfurullah

Kul Himmet Üstadım Bağdat Basıra
Bak şu zamaneye bak şu aşıra
Sen kerem-kânısın kalma kusura
Tövbe günahıma estağfurullah...>>


Elâ gözlü usul boylu sultanım

Elâ gözlü usul boylu sultanım
Sen benim yaramı sar da andan git
Yaram yürektedir durmuyor kanım
Sen benim yaramı sar da andan git

Gidemedik yollarımız kış oldu
Kelp rakipler arkamızdan düş oldu
Derdimiz bir idi şimdi beş oldu
Sen benim yaramı sar da andan git

Döğün vurdun bu sineme köz ile
Bağrımı deldirdin nükte söz ile
Bir merhemin yok mu ballı tuz ile
Sen benim yaramı sar da andan git

.Neden ola bu âşıklar gülmedi
Dosta gidem dedim nasip olmadı
Lokman Hekim geldi derman bulmadı
Sen benim yaramı sar da andan git

Kelp rakipler kail olmaz bu deme
Sinem yaralıdır gelmişim eme
Sağalt bu yaramı yaralı koma
Sen benim yaramı sar da andan git

Açıp bu sinemi bak yarası var
Yaram onulmuyor çok yarası var
Rakipler vurmuşlar ok yarası var
Sen benim yaramı sar da andan git

Kul Himmet Üstadım hayal kovarsın
Müştak olur görmesine iversin
Seni beni yaratanı seversin
Sen benim yaramı sar da andan git...>>


Erenler derilip ceme varınca

Erenler derilip ceme varınca
İptida şaz olup gülen kim idi
Kabe'yi yaptırıp bina kurunca
İptida içeri giren kim idi

Kim idi dünyada bulmadı yân
Cümleden uludur Mansur'un dân
Sarı öküzün bastıcağı mermeri
Hû deyip binasın kuran kim idi

Mermerin içinde bir kutu vardır
Kutu içindeki gizli bir sırdır
Kilidini açmak hayli hünerdir
Arayıp dilini bulan kim idi

Erenler kalmaya kulun suçuna
Yolum düşe geldi kırklar içine
Bizi götürdüler Çin ü Maçin'e
Garip halimizi soran kim idi

İdiris cennette hülle biçende
Okutup dersimi verdi hocam da
Selman parsacılık etti Acem'de
Hû deyip önüne gelen kim idi

Muhammed yürüdü miracım diye
Âşıklar çağırır ver bacım diye
Selman da dinledi muhtacım diye
Selman'ın bacını veren kim idi

Kul Himmet Üstadım yolu kodular
Yol uludan uluyadır dediler
Bize böyle dedi kırklar yediler
Kırkların içinde ulu kim idi...>>


Ey Âşıkî sağaltmadın yaramı

Ey Âşıkî sağaltmadın yaramı
Yaramın merhemi yâr değil midir
Yaram teşanüştür sevmez haramı
Hekimin bilmeyen kör değil midir

Dükkânın dört ama binbir dili var
Çarşısı var pazan var ili var
Mağripten maşnka cadde yolu var
Gün battığı kuyu dar değil midir

Dünyadan ahrete göç katar katar
Dostun hâkipâyi gözümde tüter
Yeryüzünde seksen irenk ot biter
Seksen oğlan anda var değil midir

Yüz kitapta yüz kardaşı bilesin
Yedi Yasin ile bile gelesin
Üç İhlâsı Şerif vardır bulasın
O da dört kitapta var değil midir

On'ki imamların cemali cennet
On iki evliya farz ile sünnet
On iki matemde on iki hizmet
Kırk sekiz Cum'ada var değil midir

Âşıkların sözü hilaf yazılmaz
Arif olmayınca metah düzülmez
O dünyadır hiç kuşağı çözülmez
Yazın yağmur kışın kar değil midir


Böyle imiş âşıklığın töresi
Onulmuyor bu sinemin yarası
Sar'öküzün boynuzunun arası
0 da üçyüz yıllık yol değil midir

Dilim Şahı Merdan yaktı fenerim
Bir hamaylısı var şems ü kamerin
Sar'öküzün bastıcağı mermerin
Yedi direk üzre dur değil midir

Daim sinendedir öküzün gözü
İnip tırnağına sürelim yüzü
Sinek kanadına yazılan yazı
Biri fekün biri kün değil midir

Tuba ağacına İdiris bakar
İğnesin ipliğin dalından takar
Her bir dallarından bir pınar akar
Kimi zehir kimi bal değil midir

01 Şeytandır yedirmeye nam yok
Ol Behlul'dur bir kimseye tanı yok
Sait Vakkas kanadı yok canı yok
Yarasım sarmak zor değil midir

Kul Himmet Üstadım doğdu dolundu
Şahı Merdan burda hazır bulundu
Miraçta ay doğdu iki bölündü
Muhammed'e inen nur değil midir...>>


Ey Âşıkî sağaltmadın yaramı

Ey Âşıkî sağaltmadın yaramı
Yarama bir tatlı melhem çalasın
Yaram teşanüştür sevmez haramı
Arayıp da hekimini bulasın

Dört kapı açılır kangısı dardır
Bu ma'naya ermek hayli hünerdir
Deryanın dibinde kaç dükkân vardır
Çarşısını pazarını bilesin

Mehdi geldi diye Bilal çağınr
Bir teknesi vardır kırk yıl yuğurur
On iki kız seksen oğlan doğurur
Adının ne olduğunu bilesin

Âşıki'nin sözlerine has derim
Muhammed'i gördüm Ali dost derim
Yedi bin yedi yüz âyet isterim
Yüz on dahi vardır anı bilesin

Benim sevdiceğim Taki Naki'dir
Dost bağının bülbüllerin şakıdır
Yüz kardasın hocası var okutur
Doksan altı âyet vardır bilesin

Âşıkların sözü hilaf yazılmaz
Arif olmayınca metah düzülmez
Bir kız gördüm hiç kuşağı çözülmez
Atasını anasını bilesin

Böyle midir âşıklığın töresi
Onulmuyor bu sinemin yarası
Sar'öküzün boynuzunun arası
Kaç kulaçtır hesabını bilesin

Var bir delil bul ki yaka fenerim
Kaç hamaylısı var şems ü kamerin
Sar'öküzün bastıcağı mermerin
Kaç direği vardır anı bilesin

Dürüm dürüm olmuş yüzünde benin
Taze açmış güle benzer yanağın
Sar'öküzün alnındaki sineğin
Kanadına ne yazılmış bilesin

İnsanın korkusu gamdır kahirdir
Vücudun iklimi kaç bin şehirdir
Bir pınar akıyor suyu zehirdir
Çeşmesi nerdedir anı bilesin

Ol kimdir ki yedirmeye nam yok
Ol kimdir ki hiç kimseye tanı yok
Bir kuş vardır kanadı yok cam yok
Yuvası nerdedir anı bilesin

Kul Himmet Üstadım dinle sözleri
Anda gördüm yedileri yüzleri
Muhammed'in koynundaki kızları
Huri midir peri midir bilesin...>>


Ey gaziler gelin irfan içinde

Ey gaziler gelin irfan içinde
Bir sema eyleyek Ali aşkına
Garip bülbül gibi gülşen içinde
Bir sema eyleyek Ali aşkına

Yoloğlu olanlar yola giderler
0l pîrlerini her zaman severler
Mahşer sorgusunu bunda sorarlar
Bir sema eyleyek Ali aşkına

Yoloğlu olanı yola katarlar
Gevher alırlar da gevher satarlar
Arşta melekler de sema tutarlar
Bir sema eyleyek Ali aşkına

Yoloğlu olanlar yola çekilir
Berkitir gönlünü hora çekilir
Cümle günahlar da yere dökülür
Bir sema eyleyek Ali aşkına

Bir üzüm getirdi Selman-ı sâil
Hak'tan ne getirirse hükmüne kail
Arş üstünde sema tuttu Cebrail
Bir sema eyleyek Ali aşkına

Kul Himmet Üstadım çalınsın sazlar
Cümlesinin başı Hakk'a niyazlar
Şeyhler meşayihler gelinler kızlar
Bir sema eyleyek Ali aşkına...>>


Ezelden mü'mine armağan geldi

Ezelden mü'mine armağan geldi
Kırklar irfan kurdu kadim yol oldu
Acem'de şah idi Urum'a geldi
Âhirinde Hacı Bektaş Vel'oldu

Nasip dağıtınca isim değişti
Destur şah dedi de bir dolu içti
Fatm'Ana'nm gözlerinden yaş düştü
Ezdiler de o kırklara verdiler

Kırklar Beytullah'ta bir irfan kurdu
Muhammed de o irfanda esürdü
Bekçisi var kapısında kim durdu
O kim idi hal evinde hal oldu

Dört feriştah yolladılar cihana
Duydu naci bekçi oldu kırklara
Fatma Ana özün çekinca dara
Ağladı da gözü yaşı sel oldu

Muhammed Ali'ye gel dedi geldi
Yetmiş iki için şeriat koydu
Şeriat tarikatın sırn oldu
Hakikatta Hak Muhammed Al'oldu

Şah isminde şeriata varmadı
Şah'sız bu cihana destur gelmedi
İrfanı kurdular ceme yürüdü
Şah geldi de cümlesine ul'oldu

Bir meyve verdi ki tadından doymaz
Onu yemeyenler canına kıymaz
Yetmiş iki millet ol şahı sevmez
Naci kuldu, güzel şaha kul oldu

Muhammed Ali'den tuttum elim var
Hızır ile kevser içtim dolum var
Doksan altı âyet yedi ilim var
Altı kapı âşıklarda sır oldu

Kul Himmet Üstadım var mı hatası
Allah âşık Muhammed'dir putası
Şah Hatayî'm âşıkların atası
Âhirinde Hacı Bektaş Vel'oldu...>>


Fatma Ana özün dara çekince

Fatma Ana özün dara çekince
Gözünün yaşından sel olmadı mı
Ah edip gözyaşm yere dökünce
Üzüm göğerip de dal olmadı mı

Üzümün dalından bir üzüm oldu
Muhammed kopardı eline aldı
Dolandı önüne bir arslan geldi
Orada kaleye kal olmadı mı

Selman geldi Seydullahı istedi
Muhammed cemalin gördü dost dedi
Kırklar da engûru olur has dedi
Ezdiler engûru bal olmadı mı

Kırklar Muhammed'in yoluna baktı
Muhammed gelmedi umudu aktı
Üzümün içinden dört çiğit çıktı
Bağbandı bekçisi Vel'olmadı mı

Elbet Mansur olan dönmez darından
Talip olan vaz mı gelir pîrinden
Muhammed nurundan Ali serinden
Erittiler halden hal olmadı mı

Tevhit kalktı kuduretten uyandı
Herbirisi bir irenge boyandı
İhlâs talip olan pîre dayandı
Kemendi üstadı Al'olmadı mı

Kul Himmet Üstadım gör bana n'oldu
Aşkı ile benzim sarardı soldu
Cebrail Habibe irehber oldu
Mü'minlere doğru yol olmadıEkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »