Alevilik Nedir

Alevilik Nedir

Alevi Bektaşi İnancı Hakkında Yazılar

Aşık Sümmani

11/9/2008
Kategori: Aşıklar

Aşık Sümmani

 
  Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
  Bu benim bahtımı kara yazdılar
  Gönül perişandır alev-i alemde
  Bir günümü yüz bin zara yazdılar
  

  Sümmani'nin gerçek adı Hüseyin olup, babası Kasımoğulları'ndan Hasan'dır. 1861 yılında Erzurum ili, Narman ilçesi, Samikale Köyü'nde doğmuştur. Kendileri bu köye Kafkaslar' dan gelmişlerdir. Babası köyde çobanlıkla geçimini sağlamakta idi Hüseyin 10-11 yaşlarına geldiğinde, babasıyla birlikte çobanlık yapmaya başladı. Hüseyin'in genellikle danalarını otlattığı yer Ablaktaş'tır: Bir gün Şekerli Düzü' ne hayvanlarını otlatmaya tek başına gider. Hüseyin, kendisine doğru bir atlının geldiğini görür. Atlı, Hüseyin'e selam verir ve adını öğrenmek ister. Çok aç olduğunu söyleyip ondan ekmek ister. Köylerinde nerede misafir olabileceğini sorar. Hüseyin üç arpa ekmeğinin yarısını atlıya verir. O' nun bu cömertliği hoşuna gider ve der ki:

 -Oğul, sana bir dua öğreteyim. Bu duayı kırk gün okuyacaksın. Yalnız yüz tane taş say, cebine koy. Her okuyuşta bir taş atarsın. Duayı kırk gün okur ve son gün Ablaktaş'a gider. Babası ise Cuma namazını kılmak için köyde kalır. Ablaktaş'taki çeşmenin yanında hayvanlarını otlatmaya bırakır. O da namaz kılmaya niyetlenir. Daha önce babasıyla burada namaz kılarlarmış Namaz vaktini anlamak için de kendilerine bir taş tespit etmişler. Güneş taşa isabet ettiği zaman öğle vakti olduğunu anlarlarmış, O gün de babasıyla yaptığı gibi kendisine taşı nişan eder ve Güneş'e bakarken uykuya dalar.

Uykusunda, çeşmenin başında kırk yeşil güvercin görür. Güvercinler birden kaybolur ve karşısında üç derviş belirir. Dervişler Hüseyin'e abdest aldırırlar ve birlikte namaza dururlar. Hatta bir dörtlüğünde der ki:

Vardım saf saf olup durmuş divana
Ben de el bağlayıp geçtim bir yana
Meylimi bağladım gari sübhana
O güzel Allah'ı gözler gözlerim...........  

Daha sonra Hüseyin'i ortalarına alıyorlar. Hüseyin bakıyor ki. dervişlerden birinin elinde bir tabla, üç dolu bardak var. Derviş, bunları Hüseyin' in önüne getiriyor ve

-Hüseyin, bu şerbetlerden bir tanesini iç bakalım.

diyor. Hüseyin bardakların içindekileri şerbete benzetemiyor. Kendisini kandırdıklarını. Ona içki içireceklerini sanıyor. Ne kadar zorluyorlarsa da içmiyor Bunun üzerine birisi Hüseyin'in ellerini tutuyor. birisi de parmağını bardağa batırıp Hüseyin'in ağzına sürüyor. Tam bu esnada Hüseyin uykudan uyanıyor. Bakıyor ki, ne derviş var ne de şerbet. Fakat ağzında İnanılmaz bir lezzet hissediyor.

- Öylece bir daha uykuya dalıyor. Uykuda yine karşısına dervişler çıkıyor Tam eline bardağı alıp içmeye hazırlanıyor ki, dervişler şôyle diyor:  

-Oğul, buna aşk badesi derler. Sevdiğin kız aşkınadır. Kızın adı Gülperi'dir. Bedahşah kentinde Şah Abbas'ın kızıdır. Sen Onun. O da senindir. Birbirinize aşık maşuk'sunuz. Dervişlerden biri Gülperi'nin cemalini gösterir. Üç bardak Hüseyin'e. üç bardak ta Gülperi 'ye verirler. Yeşil mürekkeple yazılı bir kitap okuturlar. 

Üç harf okuttular yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek.....  

Hüseyin uykudan uyanır ki, ne Gülperi Han var ne de dervişler. Danaları da göremeyince köyün yolunu tutar. Köye varmaya yakın bir atlıyla karşılaşır, 

-Hüseyin, korkma oğlum, sen ereceğine erdin. Bundan sonra senin mahlasın Sümman, dünyada kavuşmak senin için haram, der. Sümmani, anlam olarak "Sonuncu, sona ait" demektir.  

Hüseyin köye varınca annesini,. babasını uyandırır. Babası da ertesi sabah. köylülere, çobanlığı bıraktıklarını söyler. Aradan otuz kırk gün geçer, günler geçtikçe aşkı da ziyadeleşir. Herkes. Onun hastalandığını, cin'e; peri'ye karıştığını sanır. O zamanlar sıra geceleri düzenlenirmiş. Bir akşam babasına yalvarır. gecelere katılmak İstediğini söyler. Babası da dayanamayıp götürür. Sıra Sümmani'ye gelince. bazı kimseler, O'nun çocuk olduğunu söyleyerek atlamak İsterler. Köylülerin teklifini kabul etmeyerek, türkü söylemek istediğini belirtir ve söze başlar: 

Uyandım gafletten oldum perişan
Bir nur doğdu alemler oldu ürüşan
Selam verdi geldi üç-beş dervişan
Lisanları bir hoş sedasın tek tek 

Lisanları bir hoş eyler avazı
Onlarda mevcuttur ilm-ü el fazı 
Dediler: Vaktidir kılak namazı 
Aldılar abdestin edasın tek tek

Aldılar abdesti uyandım habran 
Aslımız yapılmış hak ü turabtan 
Üç harf okuttular yeşil yapraktan 
Okudum harfini noktasın tek tek

Okudum harfini zihnim bu!andı
Yalelerim göz göz oldu sulandı
Baktım çar etrafa kadeh dolandı
Nuş ettim kırkların mahlesin tek tek

Nuş ettim badesin gördüm rengini
Tam on sekiz saat sürdüm cengini
Yar yüzünde saydım üç beş bengini
Halhalın altında hırdasın tek tek

Dediler: Sümmani gel etme meram
Adamı çürütür dert ile verem
Sen içün dünyada kavuşmak haram
Hüdam böyle salmış kalemin tek tek 

Koşma bitince köylüler şaşırır. Onun badeli Aşık olduğu anlaşılır. Fakat henüz saz çalmasını bilmemektedir. Babası ile bir gün Erzurum ' a giderler. Burada aşık kahvelerine devam eder. Sazın perdelerini ve tezene tutmasını öğrenir. Her akşam köylüyü toplayıp saz çalar. Günler ayları, aylar yılları kovalar Sümmani köyde duramaz ve sevdiğini aramaya karar verir. Önce KafKaslar'a. oradan İran'a gider. İran- Turan illerini dolaşır. Bedahşah'ı tanıyan, Gülperi'nin adını duyan bir Allah kuluna rastlayamaz Hint, Afgan topraklarına gider. Onun bir gurbeti yaklaşık beş yıl sürmüştür. Günlerden bir gün rüyasında pirini görür. Piri O'na Kırım'a bir geziye çıkmasını söyler. Sümmani yanına sofusunu alıp Kırım yolculuğuna çıkar Kışı Kırımda geçirir. Yaz gelince tekrar köyüne döner. Artık şair, hareket kabiliyetini yavaş yavaş kaybederek duraklama dönemine girmektedir. 

Devrin büyük şairlerinden Erbabi'yi mat eder. Başarıları Erzurum Valisinin kulağına kadar gider. Bir süre sonra. Sümmani Pasof'a gider. Aşığı oradan Suskap köyüne Zülali'nin yanına götürürler. O sırada ünü Kars'ı, Ardahan'ı, Erzurum'u kaplamış olan Aşık Şenlik'te oradadır. Üçünden bir atışma İsterler. İlk sözü Sümmani söyler:  

          Adem Sefiyullah makam-ı peder 
          Cennet' te ihvan bir kere düştü 
          ''Sürün'' dedi, mollam takdir-i kader 
          Cennetten dünyaya bir kere düştü 
 
Şenlik: Hışm-ı nar içinde gülüstan gözü  
          İbrahim Safa'ya bir kere düştü  
          İsmail' e gelen koç kurban kuzu  
          Cennet'ten Mina 'ya bir kere düştü 

Zülali: Türaptan bir avuç hak aldı kaddes  
         Bu zemin Ierzeye bir kere düştü  
         Beytullah yerine Beytü'l Mukaddes 
         Kuruldu Kabe'ye bir yere düştü 

Sümmani'nin esas amacı, Şenlik ile meydan edilmekti. Günün birinde yine Samikale köyünden, Sefili isminde birisi, Aşık Şenlik'in yaşadığı. Kars'ın Çıldır ilçesinin Suhara Köyü'ne gider. Kendisini Aşık Sümmani olarak tanıtır. Fakat mat olup, sazını bırakarak köyüne geri döner. Bu olaydan hemen sonra Aşık Şenlik, Ardahan'a gider. Aşık Sümmani ile Ahmet Onbaşı da Şenlik'İn köyüne gelirler Orada. yöre İçinde önemli bir konuma sahip olan, Haşimoğulları 'ndan Celal Bey ve Şerif Bey'le karşılaşırlar. Her ikisi de, bir süre önce köye gelip kendisini Sümmani olarak tanıtan aşıktan, Onun Şenlik'le yaptığı karşılaşmadan bahsederler. O zaman, Sümmani kendi şanını kurtarmak için Aşık Şenlik'le karşılaşmak istediğini söyler. Şenlik, Ardahan'dan köye çağrılır. Neticede bir araya gelirler. Hem tatlı tatlı sohbetler ederler hem de atışırlar. Sonunda yenişemeyip, kardeş olduklarım ilan ederler. Birkaç gün sonra köyüne geri döner. Fakat zaman Gülperi'yi unutturamamıştır. Köylüleri ona rastlayıp konuşturdukları zaman, O, şu şiirini söyler: 

Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
Bu benim bahtımı kara yazdılar
Gönül perişandır alev-i alemde
Bir günümü yüz bin zara yazdılar  

Gönül gülşeninde har oldu deyu
Hasretlik ismimde var oldu deyu
Sevdiğim, sevdiğin pır oldu deyu
Erbab-ı garezler yare yazdılar 

Dünyayı sevenler veli değildir 
Canı terk edenler deli değildir
İnsanoğlu gamdan hali değildir
Her birini bir efkara yazdılar 

Nedir bu sevdanın nihayetinde
Yadlar gezer yarin vilayetinde
Herkes diyarında muhabbetinde
Bilmem bizi ne civara yazdılar 

Döner mi kavlinden sıdk-ı adıklar
Dost ile dost olur bağrı yanıklar
Aşk kaydine geçti bunlar aşıklar
Sümmani'yi ''Derkenara'' yazdılar 

Aşık artık gerileme dönemine girmiştir. Bir gece rüyasında Gülperi. işaret almadan gurbete çıkmaması yolunda tembih eder. Bu duruma çok üzülür. Zaman zaman Erzurum'a gidip gelmektedir. Erzurum da bulunduğu günler kahvede otururken arkadaş ve dostları sözü eski günlerden açıp. Sümmani'ye Gülperi ile olan aşkını anlattırmak isterler. Artık ihtiyardır. Sazını eline alıp şu şiirini söyler. 

Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
Cem başımda iş birer birer
On sekiz yıl sürdü yarin peşinde
Akıttım gözümden yaş birer birer  

Görmedim dünyada bir şadlık demi
Geçti civan ömrüm, gülmem encamı
Her boyun sistemi, feleğin kahrı
Vurdu her taraftan taş birer birer 

Sümmani'yim hani benim otağım?
Gün be gün, bulandı dalım, budağım
Devroldu devranım, çevrildi çağım
Döküldü dihenden diş birer birer 

Bir gün gençliğini hatırlayıp aşk badesini içtiği Ablaktaş'a gider. Çobanlığı bıraktığından beri buraya hiç gitmemiştir. Orada oturur, uzun uzun düşünür, çalar, söyler. Artık, sadece kahvelerde çalıp söylemektedir. Bu sıralarda, Gülperi de Sümmani'den haber alamadığına üzülmektedir. Bir gün Bedahşah 'tan tellal çağırttırır. Sümmani'yi aratmak için iki kardeş görevlendirir Sümmani'yi bunlara iyice tarif eder. Aradan günler, ay!ar geçer İki kardeş Kafkas taraflarına gelirler. Birden gözlerine bir adam ilişir. Adamlara Sümmani adında birisi aradıklarını söylerler. Adamlar: 

-Biz Onun akrabalarındanız. Sümmani yakında öldü. Gülperi adında bir kızı sevmişti. Bu kızın aşkı için pir elinden bade verilmişti. İşte o vakitten beri. Sümmani Gülperi'nin aşığı olmuştur. Daha ölmeden bir kaç gün evvel rüyasını görmüştü. Günlerce ağladı, son dakikasına kadar Gülperi'nin acılarını çekti. Sonunda Ona hasret gitti. 

İki kardeş, Sümmani'nin ölümüne çok üzülürler. Köye dönerler ve doğruyu Gülperi'ye söylemeye karar verirler. Şah'ın sarayına yaklaşırlar, bakarlar ki bir cenaze kalkmaktadır. Bu Gülperi'nin cenazesidir.  Sümmani, Samikale Köyü'nde, 5 Şubat 1915 tarihinde vefat etmiştir. 

Der Sümmani tamam oldu muhabbet
Biz varalım, siz olasız selamet
Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
Göründü gözüme yol yavaş yavaş
  

 

Emsal Günaydın

 

Aşık Sümmani Şiirleri


(Gel) gönül elinle sana eylim nasihat

(Gel) gönül elinle sana eylim nasihat
Bu fâni dünyadan kalk yavaş yavaş
Cehdet ki doğru yola gidesin
Canını Cennet'e sal yavaş yavaş

Kara toprak için bizim zâtımız
Geçen ululara yeter hepimiz
Bir gün olur gelir cansız atımız
Tebdil tedarikin gör yavaş yavaş

Bir âşık da vatanını satanda
Garip bülbül dost bağında ötende
Hak'tan nida gelip vâdem yetende
Azrail canımı al yavaş yavaş

Der Sümmani tamam oldu muhabbet
Biz varalım siz olasız selâmet
Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
Göründü gözüme yol yavaş yavaş...>>


Acep hiç mi bahar görmez

Acep hiç mi bahar görmez
Toprağı bizim bağların
Uyanmaz asla göğermez
Yaprağı bizim bağların

Her mâhta gelse bir bahar
Ne saatında gül-i zâr
Ne gül var ne bülbül ne har
Otağı bizim bağların

El bağında açılmış gül
Gülünde ötüyor bülbül
Baş göstermiş bir tek sümbül
Gam dağı bizim bağların

Cümle bağlar olmuş düzen
Bahçıvan sen bağda bezen
Büsbütün harami gezen
Yığnağı bizim bağların

Sümmani berdardan gelir
Ne gelse Settâr'dan gelir
Âb u zehri mardan gelir
Pilağı bizim bağların...>>


Açıldı ihya meydanı

Açıldı ihya meydanı
Gelene essalâ bu gün
Bezl-i vücut için cana
Salana essalâ bu gün

Eğer ervah eğer kalam
Eğer salat eğer selâm
Açıldı sancağı âlem
Alana esselâ bugün

Hakikat ilminin ihyası
Tecelli lûtfun kimyası
Bu bahre süren kavrası
Dalana esselâ bu gün

Kimi mahzun kimi memnun
Kimi mahrum kimi mahzun
Bu demde cura-i kanun
Çalana esselâ bu gün

Bu demdedir sahip huruç
Sümmâniyi olmasın pûç
Âdû ekberin kılıç
Çalana esselâ bu gün...>>


Akıl ermez şu feleğin işine

Akıl ermez şu feleğin işine
Kimi zevk-i sefa ziynet bulamaz
Kimisi düşmüştür mal telaşına
Kiminin malı çok rahat bulamaz

Kimisi okumuş kimisi yazmış
Kimi marifetli cevaplar düzmüş
Kimisi şekerli taamdan bezmiş
Kimisi bir parça nimet bulamaz

Kimisi dokumuş kimisi satmış
Kimisi anlamış zihnine yatmış
Kiminin yılkısı dağları tutmuş
Kimisi binmeye bir at bulamaz

Sümmani yanmıştır firkate nâra
Sevda onu koymaz çıksın kenara
Ona derler niçin gitmezsin yâre
Hiç demezler Hak'tan ruhsat bulamaz...>>


Âlemi celbeder emr-i irade

Âlemi celbeder emr-i irade
Eğleşmek olmuyor yaran elveda
Redî gama düştüm hadden ziyade
Yâr-ı garım sadık ihvan elveda

Zamanı âhire uğradı müddet
Kesildi ben için ol istirahat
Atar yandan yana dâne-i kısmet
Bezl-i can ettiğim mekân elveda

Adalette kadim gördüm Faruk'u
İkrarından evvel gördüm Sıddık'ı
Gönül talep eder hak ve hukuku
Sagîr kebir sabi sibyan elveda

Bir ben değil bütün âlem pür savaş
Kûtb-i ilâhiden Şem'a bu ateş
Hasılı akraba kavim ve kardeş
Gönül ayrı düştü yâren elveda

Arzum da kârım da ağyara karşı
Yolunda vermişim ten ile başı
Emanet silahın toprağı taşı
Hasılı vesselam her yan elveda

Sümmani gönlümün âlemde âhı
Hıfz eyle yanında Kadir ilâhı
Açıldı biz için hasretlik râhı
Gönlümde sevdiğim sır can elveda....>>


Bâdesiz sarhoş olmuşsun

Bâdesiz sarhoş olmuşsun
Sen hangi sevdadan gönül
Ya kime meftun olmuşsun
Haber ver künyeden gönül

Sen sana sahip danesin
Adam ol gül-i rânasın
Şahinsin sedef danesin
Doğanda anadan gönül

Gezer misin sahraları
Arar mısın Leylâ yâri
Özünde bul bir şikârı
Çekil bu sevdadan gönül

Adam olsan baht ulusun
Yâr olsan yârin gülüsün
Hangi bağın bülbülüsün
Haber ver sabâdan gönül

Teslim ol her emre inan
Hal ehlin rengine boyan
Elverir hayadan uyan
Şu fi'li fenadan gönül

Gezme dünyada beyvâna
Çalış eresin nişana
Yüzünü döndür Rahman'a
Ayrılma rızadan gönül

Memnun et sultanı hanı
Hoşnut et Gevher Kân'ı
Ara bu ezel mekânı
Sefer et dünyadan gönül

Derviş ol taşı teberi
Dolanma böyle serseri
Kaçır sen âdû ekberi
Tendeki haneden gönül

Ara Sümmani bir kârı
Dolanma ağyar diyarı
Özünde bul bu şikârı
Yâd etme sineden gönül...>>


Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var

Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var
Götür bu nâmemi dildâre söyle
Herkesin derdine odur giriftar
Bilir bilmez değil izhâre söyle

Yürü bâd-ı sabâ yar vatanına
Büst et likâbını düş dâmenine
Reddeylemek düşmez onun şanına
Eylesin derdime bir çare söyle

Bilir bâd-ı sabâ gam vatanlıyam
Çünkü gözü melül garibanlıyam
Ciğeri hûn olmuş çeşm-i kanlıyam
Arz et arz-ı hâlim var yâre söyle

Arzum var râhında hasret öldürme
Derdim artır ağlat beni güldürme
Bu sır sukkâsıdır yâra bildirme
Fâş etme bir yerde öz yâre söyle

Sıddık'a Faruk'a Hak yâre danış
Osman-ı Zinnureyn Haydar'a danış
Verirseler ruhsat Muhtar'a danış
Mürüvetkânıdır Hünkâr'a söyle

Şirindir kadimdir mahbûb-ı dildar
Kapında yaveri Hazret-i Muhtar
Damadı Şehriyar ey nur-i Haydar
Al-bâd-ı sabâdan var yâre söyle

Sefahat bir derya nedir işaret
Sümmani cürmüne âh eder elbet
Bizden sehv ü hata O'ndan mağfiret
Kelâmın göğçektir Gaffar'a söyle...>>


Bana himmeti lâ olan arifin

Bana himmeti lâ olan arifin
Menfaat madeni zarı kendine
Aselinden pay vermeyen canlı ne
Ehl-i hüner etmiş arı kendine

Bir güzel bağ gördüm hoştur çiçeği
Bahçıvan bilmez mi burcu göçeği
Bağın bâr vermektir asıl gerçeği
Zahmeti ne için barı kendine

Gül odur ki çar etrafı harlana
Şeydâsı başında geze zârlana
Tüccar odur gulamlar barlana
Neye benzer erin kârı kendine

Gül dalında bülbüllüğe zağ olsa
Bülbül mü demeli şeydâ yok olsa
Her ne kadar cebin cesim dağ olsa
Verir tipi boran karı kendine

Sümmani ne demden verdin rivayet
Bilene ibrettir bilmeze sohbet
İster hesna olsun isterse hoyrat
Herkesin mahremdir yâri kendine...>>


Benim yazım bilmem ak mı kara mı

Benim yazım bilmem ak mı kara mı
Hiçbir tabib sağaldamaz yaramı
Yüksek yüksek dağlar almış aramı
Kavuşmamız oldu muhal ağlarım

Kanadım yok uça uça varayım
Dağlara taşlara bir sorayım
Mümkün değil artık yüzün göreyim
Yâdıma geldikçe bu hal ağlarım

Derdim gamım ey Sümmani tükenmez
Acılaştı hayat meyvası yenmez
Gönül evi yıkılmıştır şenlenmez
Hayatımı sarmış melal ağlarım...>>


Bî namaz dost olabilmez

Bî namaz dost olabilmez
Dostuna düşman gezer
Sureti âdemdir amma
İdrakinde hayvan gezer

Nice ki hayatı vardır
Kalıbında insan gezer
Kilâbı lahmından berbat
Cesedi bfnamaz gezer

Derûni şehrine baksan
Vesveseler otağıdır
Vechinde biten tüyleri
Ardıçların yaprağıdır

Nerde bir mazarrat iş var
Sarılır da şikâr eder
Der Sümmani merduddandır
Hücceti bî namaz gezer...>>


Bilmezsin ilm ü ibare

Bilmezsin ilm ü ibare
Lisanda mahzun olursun
Bir ibare bir dubâre
İrfanda mahzun olursun

Sen sana bak eyle yazık
Tebdil tutup al sen azık
Sefinen çıkarsa bozuk
Deryada mahzun olursun

Sen sana bak eyle nazar
Sen sana bak kime benzer
Sermayesiz açma bazar
Dükkânda mahzun olursun

Refik olursan hizana
İşin uğramaz düzene
Tohum ekersen hozana
Harmanda mahzun olursun

Sümmani söyler eş'arı
Her yerde açmaz esrarı
Benim demezse muhtarı
Divanda mahzun olursun...>>


Bir adam başına mürit olamaz

Bir adam başına mürit olamaz
Varıp bir kâmile danışmayınca
Candan geçmeyince canan bulamaz
Gönül her eşyaya karışmayınca

Kâmiller sevmezler kendi payesin
Onlar kaldırmışlar dünya riyasın
Kimse bilmez hiç kimsenin mayasın
Onla kalkıp düşüp konuşmayınca

Sümmaniyem görmedim hiçbir sefa
Her sefa dalına konmuş bin cefâ
Her ne istedinse yokdurur vefa
Tarikat kulpuna yapışmayınca...>>


Bir dem kararın yok dağlar başında

Bir dem kararın yok dağlar başında
Nice bir Mecnun'a dönersin gönül
Cümle halkı âlem kendi işinde
Sen aşkın nârına yanarsın gönül

Cevherini her sarrafa satmazsın
Gece gündüz gamda yanıp yatmazsın
Belli bir mekânda karar tutmazsın
Her dem daldan dala konarsın gönül

Bülbüle işaret olsa gülünden
Güzel güzel mâni söyler dilinden
Hecrâi bfvefâ yârin elinden
Zehri nûş eyleyip yanarsın gönül

Sümmani bilmedin ceşm-i siyahı
Kendine yâr etme zâr ile âhı
Yükseklere çıkıp gâh ü bfgâhı
Gâh olup alçağa inersin gönül...>>


Bir dilbere müptelâyım ezelden

Bir dilbere müptelâyım ezelden
Derd ü gama kattı âh u zâr beni
Ciğer kebap oldu ne gelir elden
İflah etmez daha intizar beni

Bana derler ateşin yok közün yok
Daha yâr yanında senin yüzün yok
Yokladım kalbimi bir kem sözüm yok
Yâre şekva kılmış ruzigâr beni

Aradım bulamadım kendime mekân
Nerde bir gül görsem etrafı diken
Bende bu âh yârda o baht var iken
Korkam hasret koya kara yer beni

Sümmâniyem kendi kendim üfledim
Şadlık taksiminde yattım ufladım
Yârin fikir defterini yokladım
Bundan sonra yazmış ihtiyar beni...>>


Bir dilberin mecnunuyum

Bir dilberin mecnunuyum
Cesette canı yandırır
Ben derdimin meftunuyum
Bilse Lokman'ı yandırır

Mürüvvet kanidir huyu
O yâr daim sever hû'yu
Likâbından çıkar mûyu
Şemsi tabanı yandırır

Kim o yârin yarasında
O kalmaz yüz yarasında
İki kaşın arasında
Olan irfanı yandırır

O hûba yanan âşıkan
Gözüne hor olur cihan
O dilberde olan nişan
Huri gılmanı yandırır

O hûbân Ali Ekber'dir
O mahbub zâtı serverdir
O dilber nuru berdârdır
Ehl-i imanı yandırır

Kapında zayıf Sümmani
Lütfundan gözler ihsanı
O sultanın arzumanı
Kün fe-yekûnu yandırır...>>


Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı

Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı
Konar ol gönüle aşkın noktası
Mahbubuna uygun olsa odası
Gönül mahbubundan vaz nice gelir

Âşık olmadım ki nazı bileyim
Kovanda arı yok güzü bileyim
Ganem yok sürüde yazı bileyim
Neden idrak edem yaz nice gelir

Abdallar giyer mi mesti papucu
Sümmani der cana mahbub sancı
Mahbub sarabilmez tambur çalıcı
Huzuru mahbuba saz nice gelir...>>


Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da

Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da
Boyu selvi yanakları al gelin
Hiçbir yerde karar kılmaz haftada
Boyu selvi yanakları al gelin

Ne gökçek yaratmış anı Hiidası
Nezâket beslemiş hanım anası
Cennette huriye benzer siması
Boyu selvi yanakları al gelin

İnsan yerde gezer kuşlar havada
Göğsün düğmelemiş eller havada
Senin gibi hiç bulunmaz ovada
Boyu selvi yanakları al gelin

Sümmaniyi sen eyledin yolundan
Bir cevap vermedin nazik dilinden
Bir su ver içeyim kibar elinden
Boyu selvi yanakları al gelin...>>


Bir menzile başa kadar varmasan

Bir menzile başa kadar varmasan
Sen o yola kervan olsan ne fayda
Bir dilberin sinesine konmasan
Hayal ile mihman olsan ne fayda

Bir yazı ki kara olur kalemde
Sözü hor görünür her bir kelâmda
Bir güzel ki seni sevmez âlemde
Ya sen ona hayran olsan ne fayda

Arâbî Farisf dilin olmasa
Bülbüle münasip gülün olmasa
Asla bir meslekte elin olmasa
Dava ile sultan olsan ne fayda

Deli gönül bir isyandan beridir
Bir ah çeksem dağı taşı eritir
Her bir güzel bir yiğidin yâridir
Elin güzeline baksan ne fayda

Sefil Sümmani gel Hakk'ı zikreyle
Verdiği nimete daim şükreyle
Yaman kişi ta ezelden fikreyle
Başa geçip pişman olsan ne fayda...>>


Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna

Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna
Dîr olmasın âh ü feryada gelsin
Diler ise kurban olam ben ona
Koçak kuzu gibi feryada gelsin

Kâr etti canıma hasretin âhı
Bulmadım çaresin azmetti râhı
Gönül talep eder o vech-i mâhı
Beni derde salan Leylâ da gelsin

Der Sümmani yaşım döndü Fırad'e
Öyle kalem çalmış emr-i irâde
Her kim yetirirse beni murada
Dilerim Cennet-i Âlâ'da gelsin...>>


Bir vefasız dilber aldattı beni

Bir vefasız dilber aldattı beni
Serimi sevdaya saldı eyvah ey
Yine tazelendi eski yaralar
Düşmanlar halime güldü eyvah ey

Ben sana ne dedim ey kaşı keman
Şâd ettin cihanı dillere destan
Gülşeni hüsnünde bağı gülistan
Gülden dudakların güldü eyvah ey

Sümmani bîçâre kadrin bilen yâr
Çok mu çekeceğim derdin yalan yâr
Evvel benim ile deyüp gülen yâr
Şimdi ırak yerde kaldı eyvah ey...>>


Bu fâni dünyayı ziynet etmeden

Bu fâni dünyayı ziynet etmeden
Yarattı fazlından nuru bir Hüdâ
Mağrip meşrik zemin semâ dört köşe
Altı günde bina kurdu bir Hüdâ

Fâl içinde affeyledi Yunus'u
Fark etmedi gece ile gündüzü
Hak yaratmış Ay'ı Gün'ü yıldızı
Bu dünyanın şölvekârı bir Hüdâ

Sümmani aşk ile eyle bir adet
Yedi tamu vardır sekiz de cennet
Yaratmıştır yetmiş iki mahlûkat
Aziz kıldı Peygamber'i bir hüdâ...>>


Bu gün vardım dost bağına

Bu gün vardım dost bağına
Ne hoş gelir cûşun bülbül
Açılmış güller müzeyyen
Ya nedir telâşın bülbül

Bülbülün çektiği zardır
Arada vasıta hardır
Hakk'ın dört bin ismi vardır
Sende mevcut meşki bülbül

Bini Tevrat'ta beyandır
Bini Zebur'da ayandır
Dört kitapta dört bin tamdır
Dumanlıdır başın bülbül

Bülbülün ne fikri vardır
Daim hamdi şükrü vardır
Dört bin isme zikri vardır
El zanneder bir kuş bülbül

Bülbülün çektiği âhdır
Aşkın sırrına agâhtır
Muradı Celâlûllah'tır
Akar gözden yaşın bülbül

Sen bülbülsün doğru rahta
Arzun var Cemâlûllah'ta
Artar feyzin sehergâhta
Kimse bilmez işin bülbül

Bülbül ne hayal hâbında
Nûşi var aşkın âbında
Daim sen rıza babında
Sümmani olsa eşin bülbül...>>


Bu ne esrar idi bu ne gam idi

Bu ne esrar idi bu ne gam idi
Azat eyle beni divan aşkına
Doksan dokuz dert sinemde tam idi
Derde dert artırır Lokman aşkına

Varıp yalvarayım vezir ü hana
Valinin korkusu kâr etti cana
Ya katleder ya da atar Taşhan'a
Bahrin garip garip zindan aşkına

İfadeye layık yoktur lisanım
Ihâfe burcunda titreşir canım
Öldüğüme gam yemem gözler cananım
Affeyleyin ol civanım aşkına

Kulundur Sümmani eyle merhamet
Sahabet kanisin gözle mürüvvet
Dilersen affeyle dilersen cellât
Lutfeyleyin Keremkan'ın aşkına...>>


Bugün cana tesir eder

Bugün cana tesir eder
Devri devranı bağların
Saz gelince gûsse gider
Benim hayranı bağların

Demi vakti sebâlardan
Devir al abalardan
Der kenar olmuş şıtâdan
Gelmiş ihsanı bağların

Ne demdir dost bârigâhı
Kimi güler kimi âhı
Bezetmiş Kadir İlâhı
Güler yeksanı bağların

Bağı kayıran baht ulu
Var mı serde dostun gülü
N'olur olsa bir bülbülü
Gulâm Sümmani bağların...>>


Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin

Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin
Bu hale müşterek sulb-i pederin
Tamam beş mâh oldu yoktu haberin
Bir sihhat haberin vatana gönder

Kardeşin ahbabın kılmaktadır zâr
Bilmem ara yerde küskünlük mü var
Yoksa terk-i vatan etmek mi efkâr
Kebirin unuttun sübyanan gönder

Mevlâ kula vermiş iradesini
İhtiyar eylemiş müsadesini
Dinle bu evragın ifadesini
Akşam gelir sabah yaz bana gönder

Sümmani bu derde olmuştur mecnun
Sizler ne fikirde ne hâle meftun
Sebeb-i vücudun istersen memnun
Bir sihhat haberin atana gönder

 

Çoktan beri terk-i vatan olmuşum

Çoktan beri terk-i vatan olmuşum
Diyarı gurbette candan usandım
II kahri çekmeden ömrüm hiç oldu
Aktı çeşmim yaşı nemden usandım

Deli gönül ister dağları aşa
Dünyada ne kaldı gelmemiş başa
Benim gam yükümü yüklesem taşa
Taş da dile gelir senden usandım

Canım kurban olsun merdoğlu merde
Benim emeklerim hiç oldu nerde
Sümmani göç eyle durma bu yerde
Ay yıl hafta değil günden usandım...>>


Deli gönül ile düştük bir cenge

Deli gönül ile düştük bir cenge
Hikmeti sorulmaz iştir bu gönül
Günden güne girer her türlü renge
Bazı solar bazı kumaştır bu gönül

Bazı yelkenini derin yürütür
Bazı âh vah ile ömrün çürütür
Bazı lâle sümbül çiçek bürütür
Bazı pus dumandır kıştır bu gönül

Bazı seyre çıkar hûb seyranlanır
Bazı nefse uyar pek bühtanlanır
Bazı yoksul düşer perişanlanır
Her derde ey gedâ baştır bu gönül

Sümmani dünyada sen çekme yası
Allah de şilinsin kalbinin pası
Göğsüne dayanır ecel pençesi
O zaman yoklarsın boştur bu gönül...>>


Deli gönül sana bir öğüdüm var

Deli gönül sana bir öğüdüm var
Eski dostu düşman olur yiğidin
Yokla kendi özün gafletten uyan
Eski dostu düşman olur yiğidin

Dost zamanı deryasını boylama
Utanırsın kemliğini söyleme
Düşman değil dosta bile söyleme
Eski dostu düşman olur yiğidin

Elem gelse bir yiğidin özüne
Söylemesi yeğdir yârin yüzüne
Uymamak gerektir kendi sözüne
Eski dostu düşman olur yiğidin...>>


Derdime tabibsin sevdiğim dilber

Derdime tabibsin sevdiğim dilber
Koyma melûl mahzun bfçâre beni
Yoktur dü cihanda sen gibi dilber
Meylim müştak etme gayrete beni

Saadet tacısın ey nûr-ı server
Damadın Şehriyar sâkil-i yaver
Yoktur bir taksimde böyle bir defter
Kaydeyle deftere fukara beni

Bakma Sümmaniye bağbancı deyu
Unutma sözünü yalancı deyu
Şehr-i abâ değil talana deyu
Vâris et bin memur hisare beni...>>


Dertsiz iken dert ehlinden dert aldım

Dertsiz iken dert ehlinden dert aldım
Aşkın ocağına göz baka baka
On birinde ben ustamdan vird aldım
Gûş verdim kâmile söz baka baka

Lâleyi sümbülü giyinmiş dağlar
Gitti şitâ geldi müzeyyen çağlar
Uyandı seçerler bezendi bağlar
Tutmadı gönlümüz söz baka baka

Kan ağlar dideler nem ile geçti
Arzu'sun bulanlar dem ile geçti
Şu bizim tecelli gam ile geçti
Konmadı gönlüme saz baka baka

Canan der ki maksud ile görünmez
Perişan bağımın gülü derilmez
Yâr der ki Sümmani murada ermez
Usandım canımdan göz baka baka...>>


Dertsiz iken dert elinden dert aldım

Dertsiz iken dert elinden dert aldım
Bu aşkın bahrina daldıktan sonra
Alevlendim ateşlendim alıştım
Bu seri gavgaya saldıktan sonra

Sevda bana ne pazarı gösterdi
Miratından yâr-ı garı gösterdi
Bu senindir bir nigârı gösterdi
Fikrim taştan taşa saldıktan sonra

Gül dalında yattım yurdu artırdım
Gül soldukça yine sesi artırdım
Divan devroldukça derdi artırdım
Sabâdan bir haber aldıktan sonra

Hayatında nedir sabahın bendi
Hebadır o huyun yoktur menendi
Ya getirir nâme o yârin kendi
Bizde nöbet müddet dolduktan sonra

Fehmeyle Sümmani göresin yâri
Hayatında gizli sırrı esrarı
Uzun yıllar terk ettin mi diyarı
Davet kabul olmaz geldikten sonra...>>


Devrân-ı âlemi seyran ederken

Devrân-ı âlemi seyran ederken
Bir sam esti geldi koku tersine
Baktı çar etrafa cevlan ederken
Attı felek bana oku tersine

Bu aşkın râhına girdim piyade
Canan beni mecnun etti rüyada
Dedim bin tabibe kıldım ifade
Yarama vurdular yaktı tersine

Olmadım dünyada şad u bahtiyar
Geçti taze ömrüm oldum ihtiyar
Yârdan nâme geldi bana bergüzâr
Diyor bu nâmeyi oku tersine

Âşıklar her zaman maşukun över
Güzeli dünyada kim olsa sever
Sümmani kiminin ikbâli yaver
Kiminin dolanır çarkı tersine...>>


Dilerdim taşrada bir bağ becerem

Dilerdim taşrada bir bağ becerem
Mükemmel göstermiş bâr bizim evde
Aradım ki yâri nerde bulayım
Derim fikir eyledim zâr bizim evde

Derden merhem umma mecruh ayrıda
Yâri garın gider bu gussa gide
Ne bülbülem gül ararım gayrı da
Gül ile beraber hâr bizim evde

Sevdiceğim nihan etmiş şölvesin
Tahammül var mı ki çekem cilvesin
Yâri seven elbet çeker çilesin
Hicran merak firkat zor bizim evde

Lâyık mıdır ben hâcelet edelim
Var iken dû çeşmim alil gidelim
Her nefeste mazarrat ettim n'edelim
Sen sene sahip ol kâr bizim evde

Acep kimler ahvalinden memnundur
İdrak edüp iş bu hale meftundur
Cengi cidal olmuş ruhum mahzundur
Âdû ekber nefis kör bizim evde

Hangi edvarından bilinmez şadım
Ne mahremem ne yabancı bilinmez
Sîrette surette Islâmdır adım
Mürüvet mi bulunur şer bizim evde

Havf u recâ aman münacat benden
Arzeyle ihâfe ayırma tenden
Der Sümmani kerem hidâyet senden
Yetiş ki talan var yâ bizim evde...>>


Dinle beni bir nasihat edeyim

Dinle beni bir nasihat edeyim
En iyi dostundan sakın sen seni
Dünyanın bozulmaz mânası budur
En iyi dostundan sakın sen seni

Gelir senin ile güler dost olur
Kul kusursuz olmaz kusurun bulur
Sakın ondan sana bir kemlik gelir
En iyi dostundan sakın sen seni

Sümmaniyem bunu böyle söyledim
Soyunup eğnimi üryan eyledim
Başıma geldiği için söyledim
En iyi dostundan sakın sen seni...>>


Dinleyin ağalar tarif edeyim

Dinleyin ağalar tarif edeyim
Melekler şahını rüyada gördüm
Eşrefi saatte lûtfu kadim şah
Bir mübarek leyli cumada gördüm

Baktım cemâline gözüm kamaştı
O saatte aklım başımdan şaştı
Çobana yöneldim kanadım açtı
Pervâzı telliyi hummada gördüm

Sümmani sözünü söylüyor ezel
Mürşitler bağından dökülmez gazel
Hazert-i pfrlerden bana bir güzel
Kendisi bir melek şimalde gördüm...>>


Dost bağında bülbül gibi

Dost bağında bülbül gibi
Öten gelsin bu meydana
Gül için canını nâra
Atan gelsin meydana

İçtim aşkın badesini
Gözlerim firadesini
Cihanda âr perdesini
Yırtan gelsin bu meydana

Gel kalma hayal hâbında
Nûşum var aşkın âbında
Yunus gibi dost bağında
Öten gelsin bu meydana

Mürit can verir pîrine
Erse Bektaşi sırrına
Sakal bıyık birbirine
Katan gelsin bu meydana

Aşık geçmez maşukundan
Gözler rıza-yı babından
Mest-i kadehin kulpundan
Tutan gelsin bu meydana

Müştakım ol pûr kemâle
Meftunam nûr-i cemâle
Dünyalık malı bir pula
Satan gelsin bu meydana

Gönül yârin civarında
Sümmani hulûs babında
Yunus gibi dost bağında
Yatan gelsin bu meydana...>>


Dünya bir eyersiz at

Dünya bir eyersiz at
Bunu bilip süren var mı
Hiç kimseye vermez murat
Muradına eren var mı

Dünya nicesin sevk eder
Kimi gelir kimi gider
Gidenler de ah vah eder
Gidip geri gelen var mı

Dünya gösterir zevkini
Gün be gün aldatır seni
Çekerler bir gün kervanı
Yazık oldu diyen var mı

Güvenme ki devletim çok
Anın sana faydası yok
Azrail'den yiyersin ok
Cerrah gelir yaran var mı

Sümmaniyem ettim karar
Hüdâ'm verdi bana ikrar
Gün be gün eyledim zarar
Derler bana kârın var mı...>>


Dünyalıktan halim sorar bazısı

Dünyalıktan halim sorar bazısı
Bizde sîm yerine emraz bulunur
Böyle imiş alnımızın yazısı
Elimizde bir kırık, saz bulunur

Âşıklar beyhude gurbeti gezer
Eloğlu ariftir ne olsa sezer
Güzellerde vefa bizde sîm ü zer
Ne kışın bulunur ne yaz bulunur

Sümmani kıssadan hisse bu pendin
Bu aşkın nârına yandıkça yandın
Sakın bir kimseye inanma kendin
Doğru arar isen pek az bulunur...>>


Eğer oğlum isen erlik babında

Eğer oğlum isen erlik babında
Hisarın muhkem yap çölen sahip ol
Gelir gayrı kurutulur hep nemin
Derya olamazsan gö'len sahip ol

Erler hanesinde semâlar yanar
Katresin nûş eden mestane kanar
Bağından beceren gül solmaz sanar
Ehl-i bahçıvansan gülen sahip ol

İhtiyarın say'ı gayret sendedir
Himmet erenlerde hizmet sendedir
Eğer sevap eğer zillet sendedir
Uğratma lekeye dilen sahip ol

Fikretme âlemi deme ne haldir
Kendi kendin bilmek ehl-i kemâldir
Kendi destin bûs et başına kaldır
Aşık isen kendi halen sahip ol

Arzudan bihaber imdada bakma
Senden geri kalan imdada bakma
Hayatta kör gidip evlâda bakma
Fırsat elde iken malen sahip ol

Sümmani hebaya ciğerin yakma
Kavl-i inat ile sözsüze çakma
Sağ yârdan ayrılıp ağyâre bakma
Düz kapısı vardır milen sahip ol...>>


Ehl-i aşkın şiddetini nârını

Ehl-i aşkın şiddetini nârını
Kerem gibi yananlara sor bilir
Abdallar terketmiş dünya malını
Behlül gibi divâneye sor bilir

Baykuş bu dünyadan lezzet alamaz
Bu dünyadan giden geri gelemez
Lokman Hekim gelse çare bulamaz
Bu derdi sen Süleyman'a sor bilir

Sümmaniyim akıl başta serseri
Ben deli değildim sen ettin deli
Evliyalar enbiyâlar serveri
Yeri göğü yaratandan sor bilir...>>


Ehl-i hakikatte arif olanlar

Ehl-i hakikatte arif olanlar
Gösterir âlemde yol yoldan ince
Cevapta mücevher zarif olanlar
Feyzi hürrem olur hal haldan ince

Kalb bir şehr-i şandır çardır memuru
Arşa direk oldu müminin duru
Kalbinin ziyası vechinin nuru
Gökten huruç eder hilâlden ince

Der Sümmani râh-ı Hakk'a varsalar
Köşe-i vahdete karar kılsalar
Bir kılı tam kırk yerinden yarsalar
And içerim olmaz kemâlden ince...>>


El ele vermiş de gelen güzeller

El ele vermiş de gelen güzelle

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »