Alevilik Nedir

Alevilik Nedir

Alevi Bektaşi İnancı Hakkında Yazılar

Aşık Daimi (İsmail Aydın)

11/9/2008
Kategori: Asiklar

Aşık Daimi (İsmail Aydın)


  

    Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim,
    Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.
    Göklere Erişti Figânım Ahım,
    Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

             Daimi'yem Her Can Ermez Bu Sırra,
                Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra.
                Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a,
                Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.


     Aşık Daimi 1932 yılında İstanbul'da doğdu, aslen Erzincan'ın Tercan ilçesindendir. Ali Babaoğullarından Baba Daimi, Birinci Dünya savaşı sıralarında İstanbul'a göç etmiştir. Aşık Dami'nin iki dedesi de saz şairiydi o nedenle saz çalmayı ve söylemeyi kolayca öğrendi. Bir süre sonra da kendi deyişlerini okumuştur. İstanbul'dan ayrılarak bir süre baba diyarında kalan aşık 1950 yılında evlendi iki kızı ile iki oğlu dünyaya geldi. 1962 yılında bir daha dönmemek üzere İstanbul'a yerleşti.

     TRT Genel Müdürlüğü'nce açılan sınavı kazandı. O tarihten sonra kaşeli sanatçı olarak görevini sürdürdü. Zaman zaman yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. 17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrıldı. En çok bilinen eserleri: Ne ağlarsın, seherde bir bağa girdim, bir seher vaktinde.......

 

Bir Seher Vaktinde

Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara
Öter Şeyda Bülbül, Dil Yarelenir
Bakmaz Mısın Sinemde Dağlara
Derdim Dökmeye Dil Yarelenir

Boş Geçirmeyelim Gel Bu Çağları
Dolaşalım Sahraları Dağları
Bir Gün Gazel Döker Ömrün Bağları
Eser Sam  Yelleri Dal Yarelenir

Daimi’yim Yanar Aşkın Çırağı
Dostun Muhabbeti Cennet Otağı
Ancak Şu Dünyada Derdim Ortağı
Sazım Figan Eder Tel Yarelenir


 

Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim

Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.
Göklere Erişti Figânım Ahım,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Bir Gülün Çevresi Dikendir Hardır,
Bülbül Har Elinde Ah İle Zardır.
Ne Olsa Da Kışın Sonu Bahardır,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Daimi'yem Her Can Ermez Bu Sırra,
Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra.
Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

 

Aşık Daimi Şiirleri


Acep O Dilberi Bulamaz Mıyım

Güzel yare verdim ben hayalimi
Acep o dilberi bulamaz mıyım
Felek zulmeyliyor görün halımı
Yar ile şad olup gülemez miyim

Nazlı güzel bilmez oldu halimden
Yitirdim turnamı uçtu elimden
Yari olan yiğit korkmaz ölümden
Dost zülfünden bir tel alamaz mıyım

Yar görmüyor beni ne hale düştüm
Aşkın kazanında kaynayıp piştim
Coşkun seller gibi çağlayıp coştum
Yar ile sohbete dalamaz mıyım

Gönlüm aşka düşmüş bir bülbül gibi
Çeşmimin yaşları çağlar sel gibi
Nazlı canan benden kaçar el gibi
Ne imiş maksadı bilemez miyim

Daimi yim işte budur firakım
Gece gündüz bitmez derdu merakım
Ben bir pervaneyim yar da çırakım
Kapusunda köle olamaz mıyım...>>


Aklım Alıp Del Eyledi

Nedir bu hal gitmez serden
Kametimi dal eyledi
Felek ayırdı o yardan
Göz yaşımı sel eyledi

Seher vakti gezer iken
Ayağıma battı diken
Ben o yare gider iken
Gelme diye el eyledi

Yardır beni aşka salan
Söylemezem dilden yalan
Divane gönlümü çalan
Aklım alıp del eyledi

Yitirdim güzel eşimi
Derde yetirdi başımı
Akıttı gözden yaşımı
Çevre yanım göl eyledi

Daimi derim sözümü
Gafletten açtım gözümü
Mürşüde verdim özümü
Kürelerde hal eyledi...>>


Aklımı Başımdan Nazlı Yar Aldı

Dem vurup dolaştı şem-e pervane
Kül eyledi vücudumu nar aldı
Bir bade içirdi çeşmi mestane
Aklımı başımdan nazlı yar aldı

Ebrular yay olmuş kaşları keman
Düş oldum aşkına el aman aman
Bağban oldum dost bağına bir zaman
Taze bitmiş goncalarım har aldı

Yeridir de deli gönül yeridir
Vefasız dost olan ömür çürüdür
Bir ah çeksem dağı taşı eridir
Şu dertli gönlümü ahuzar aldı

Coşunada deli gönül coşuna
Çok hal gelir aşıkların başına
Meğer dost demişim boşu boşuna
Güvendiğim dağları da kar aldı

Daimi'yim dönmez gider yolunca
Gönülde şad olur dostu bulunca
Mürşidi Kamile yakın olunca
İşte henüz bahçelerim gül aldı...>>


Aldanma Ey Sofu Gel Bize Bize

Yerimiz uzlettir nurumuz kudret
Aldanma ey sofu gel bize bize
Yazılmış dört kitap Mana-i Hikmet
Görüldü ezelden yol bize bize

Biziz Muhammed'in sulbü evrahı
Bendei Hak olan sürer bu rahi
Çok Şükür tecelli etmiş ilahi
Açıldı irfanda gül bize bize

Pirim Hacı Bektaş Veli oturdu
Söğüt ağacından elma yetirdi
Selman arşullahtan engür getirdi
Geldi yeşil benli el bize bize

Kalmadı kederim gitti firağım
Hamdülillah yakın oldu ırağım
Mürşüt himmet etti yandı çırağım
Ol zaman verildi hal bize bize

Daimi'yim gelir alem kamusu
Münkir içindir cehennem tamusu
Terkettim dünyada arı namusu
Asla kar eylemez dil bize bize...>>


Aldı Benliğimi Bitirdi Beni

Bir gerçeğe bel bağladım erenler
Aldı benliğimi bitirdi beni
Damla idim bir ırmağa karıştım
Denizden denize götürdü beni

Nice kabdan kaba boşaldım doldum
Karıştım denize deniz ben oldum
Damlanın içinde evreni buldum
Yine benden bana getirdi beni

Buhar oldum yağdım yağmurlarınan
Toprağa karıştım çamurlarınan
Piştim fırınlarda hamurlarınan
Üstadım sofraya yatırdı beni

Çiğnediler dişlerinen ezildim
Vücut eleğinden geçtim süzüldüm
Çaldı kalem bir deftere yazıldım
İrfan mektebine yetirdi beni

Daimi'yim ermişlerin ereği
Cümle varlık tabiatın gereği
Bir ölmez ananın oldum bebeği
Aldı dizlerine oturdu beni...>>


Ali Geldi

Onüç asır öncesinde Şah-ı Merdan Ali geldi
Meylim kaldı goncasında Has Bahçe'nin gülü geldi

Bana bir harf öğretenin kulu kölesi olurum
İlme talip olanlara bu söz gayet ulu geldi

Zalime iltifat etmek mazlumlara hakarettir
Gerçeklerin öz nefesi bize sabah yeli geldi

Zamanın ilmine göre yetiştirin neslinizi
Er olan gelsin yürüsün erdemliğin yolu geldi

Aşık Daimi dediler bir halkın ozanına
Boş olana boş göründü dolulara dolu geld...>>


Aman Beni Gel Sar Beni

Seni sevdim canü tenden
Aman beni gel sar beni
Asla ayrılamam senden
Aman beni gel sar beni

Deli gönül aşka düşer
Aşkın küresinde pişer
Dalgaların serden aşar
Aman beni gel sar beni

Cemalin benzettim aya
Düştüm serseri sevdaya
Sevişelim doya doya
Aman beni gel sar beni

Sensin gönlümün çırası
Arttı sinemin yarası
Silinsin kalbin karası
Aman beni gel sar beni

Daimi sevdaya düşer
Gah durulur gahi coşar
Hasretin yaremi deşer
Aman beni gel sar beni...>>


Arzeyleyip Halimizi Soranların Aşırıyım

Ey gaziler ben dostların yarenlerin aşıkıyım
Arzeyleyip halimizi soranların aşıkıyım

Dost yolunda can verenler kendisi canan olur
Aynel yakın dost yüzünü görenlerin aşıkıyım

Mevcut olan cümle varlık bir madenin cevheridir
Bu aşkın gerçek sırrına erenlerin aşıkıyım

Senlik benlik küfrü mezhep perde imiş aşıklara
Varlığını dost yoluna verenlerin aşıkıyım

Cemiyette edep gerek marifettir kemalet
Hakikatin güllerini derenlerin aşıkıyım

Silelim gönül evinden ikilik aynasını
Karar eyleyip birlikte duranların aşıkıyım

Şekilden kisveden geçip dertli Daimi gibi
Özünü aşk yollarında yoranların aşıkıyım...>>


Aşk İle Uyandı

Öyle bir aşık oldum ki bütün azalarım yandı
Anamdan doğduğum anda ruhum aşk ile uyandı

Öyle giriftar oldum ki aşk beni derbeder etti
Öyle bir hale geldim ki gören beni mecnun sandı

Öyle bir derde düştüm ki bu dert beni kül eyledi
Öyle bir zar eyledim ki gözyaşını aktı bulandı

Öyle bir güzel sevdim ki vaz gelmemin imkanı yok
Öyle bir cemal gördüm ki gönlüm ruhuyla boyandı

Daimi aşk ikliminde şu cihanda bedelin yok
Öyle bir feryad ettin ki feryadın arşa dayandı...>>


Aşkın Şu Sinemi Delmeden Gel Gel

Medet dilber medet Allah aşkına
Aşkın şu sinemi delmeden gel gel
Kondurayım seni gönül köşküne
Ağyar sırrımızı bilmeden gel gel

Aşık olanların ömrü az olur
Aşıktan maşuka cilve naz olur
Bir gün gazel döker bağın güz olur
Yazık gonca gülün solmadan gel gel

Mesteyledin deli gönül mestedir
Yar yüzünde zülüf deste destedir
Ah elinden can bülbülü hastadır
Akibet can verip almadan gel gel

Çok ağladım görmez oldu gözlerim
Yare zar geliyor tatlı sözlerim
Aşkın emanettir canda gizlerim
Azrail canımı almadan gel gel

Daimi der nakes değil inerdesin
Siyah zülüf yar yüzüne perdesin
Aman leyla car'e yetiş nerdesin
İssız sahralarda kalmadan gel gel...>>


Avcıyım Peşinde Gezerim Leylam

Aşkın tüfengini taktım boynuma
Avcıyım peşinde gezerim leylam
Bir gece üryan ol gel gir koynuma
Leblerinden bade süzerim leylam

Sen içirdin bana aşkın tasını
Mevlam silsin gönüllerin pasını
Yardan ayrılanlar tutar yasını
Giyinmem alları çözerim leylam

DAIMl'yim derdin söyler dostuna
Maşuk isen girme aşık kastına
Koyun beni yar yolunun üstüne
Böylece kazılsın mezarım leylam...>>


Ayrılık Ölümden Beter Değil Mi

Gine havalandı aşk pervanesi
Düşüp aşk oduna tüter değil mi
Haberdar mı bilmem Hublar danesi
Bülbül can içinde öter değil mi

Dırgeyledin benden hüsnü menanın
Senin de bozulur bağın bostanın
Güzel yok mu senin dinin imanın
Senden çekticeğim yeter değil mi

Daimi hüsnüne kurban olayım
Arayıp ben seni kanden bulayım
Senden ayrılırsam nerde kalayım
Ayrılık ölümden beter değil mi...>>


Bana Ne

Ben bülbül olmuşum dostun gülüne
Karganın konduğu daldan bana ne
Aradım özümde buldum mevlayı
Mecnunun gezdiği çölden bana ne

Gönlüme yazılmış cananın adı
Canan imiş aşıkların muradı
Her şeyden üstündür sohbetin tadı
Arının yaptığı baldan bana ne

Uyulur mu ikrarsızın sözüne
Gidilir mi cehaletin izine
Varmak istiyorum aşk denizine
Mandanın yattığı gölden bana ne

Dertli Daimi'yim yardır sevdiğim
Gerçek aşıklara pirdir sevdiğim
İkilikte değil birdir sevdiğim
Ben beni bilirsem elden bana ne...>>


Bayram Gecesinde Bayram Gününde

Gel ey gönül zikredelim Hudayı
Bayram gecesinde bayram gününde
Umalım Huda'dan lütfü etayı
Bayram gecesinde bayram gününde

Müminler Hu çeker dökülür yaşlar
Hakka niyaz eyler dağ ile taşlar
Zikreder seherde envayi kuşlar
Bayram gecesinde bayram gününde

Cümle melaykeler secdeye iner
Hep çarhi felekler Hak diye döner
Arşı Asuman'da kandiller yanar
Bayram gecesinde bayram gününde

Halil İsmail'in kolun bağladı
Annesi de ciğerini dağladı
Cümle peygamberler hep kan ağladı
Bayram gecesinde bayram gününde

O zaman Huda'dan bir ihsan oldu
Arafat Dağında koç kurban oldu
Anda cümle cihan şaduman oldu
Bayram gecesinde bayram gününde

Aşıklar mey ile muhabbet eyler
Hakkı seven canlar ibadet eyler
Adettir dost dostu ziyaret eyler
Bayram gecesinde bayram gününde

Daimi her mührün kalbe basılır
Mescidül Kabeye kandil asılır
Kurbanlar tığlanır koçlar kesilir
Bayram gecesinde bayram gününde...>>


Beni Bu Dert İle Öldürdün Zalim

Girdabı dert oldum ben bu aşk ile
Beni hicran ile doldurdun zalim
Sen halım bilmezsen yadlar ne bile
Gonca güllerimi soldurdun zalim

Akar gözyaşlarını benzer sellere
Kimseler düşmesin böyle hallere
Derdimi söylerim dertli kullara .
Delip şu sinemi deldirdin zalim

Ne olur merhamet eyle lığlıma
Geçti devran gazel düştü dalıma
Seni terk eylemek düşmez yoluma
Aklımı fikrimi aldırdın zalim

Hüsnün nakşolıınmuş benzer mushafa
Bir niyazım bedel yüzbin tavafa
Çok yalvardım yar gelmedin insafa
Beni bu dert ile öldürdün zalim

Daimi'yim eyvah beni ah beni
Nazlı canan sor kerem et gah beni
Eriştirsin maksuduma Şah beni
Gah ağlattın gah i güldürdün zalim...>>


Beni Bu Sevdaya Salanım Gel Gel

Şu gönlümde baki sururi canan
Beni bu sevdaya salanım gel gel
Sardı dört köşemi kateri hicran
Aşk ile sinemi delenim gel gel

Dost bağında biter nevreste güller
Gül dalında öter şeyda bülbüller
Aşıkın halini ne bilsin eller
Şu müşkül halimi bilenim gel gel

Seni sevdim terk eyledim varımı
Dağ olsa taşımaz ahuzanmı
Avcıyam eylerem öz şikarımı
Beni şu çöllere salanım gel gel

Bir dost bulsam halim eylesem beyan
Mecnun gibi gezer hasretin duyan
Sen orda ben burda ömüre ziyan
Aklımı fikrimi alanım gel gel

Daimi derdimden dağlar zar eyler
Şu aşk ile geçen çağlar zar eyler
Sahralar ovalar bağlar zar eyler
Divane gönlümü çalanım gel gel...>>


Benimle Ölmeye Var Sanmış İdim

Yaralıyım bir densizin elinden
Hilesiz hurdasız yar sanmış idim
Başım gitse dönmez idim yolundan
Benimle ölmeye var sanmış idim

Diyordu ben varım aşıkın yari
Bir gün vefasını görseydim bari
Menfaatten uzak riyadan ari
Özünde sözünde er sanmış idim

İnsan sevsem sevgi ile yarışşam
Küsülü dost ile varsam barışsam
Ayağına düşsem toza karışsam
Alırda başına kor sanmış idim

Dünya nedir insan nedir can nedir
Beden nedir bedendeki kan nedir
Akış nedir zaman nedir an nedir
Onu görür beni kör sanmış idim

Daimi'yim gayrı varmam üstüne
Gerçek olan gönül bağlar dostuna
Meğer tilki girmiş kuzu postuna
İşte böylesine aldanmış idim...>>


Bir Gün Olur Gelir Diye

Arzu çekerim o yare
Bir gün olur gelir diye
Şu sinem oldu bin pare
Cananını bulur diye

Aşk ile bağrım ezerim
Söyler derdimi yazarım
İlde umutlu gezerim
Yar halimden bilir diye

Ararım lebi balımı
Kuruttu budak dalımı
Yare söylerim halımı
Göz yaşımı siler diye

Gördüm yari otağında
Yandırdı gençlik çağında
Yazık ömrümün bağında
Gonca güller solar diye

Daimi'yim bir kemterim
Kara Bağrımı döğerim
Naçarım boynum eğerim
Bu dert bende kalır diye...>>


Bir Soysuz Gülümü Talan Eyledi

Benim şu ömrümün bahar çağında
Bir soysuz gülümü talan eyledi
Gam yükünü aldım gam otağından
Sinem bülbülleri nalan eyledi

Alemde devranım var olur diye
Özüme hakiki kar olur diye
Ben bir güzel sevdim yar olur diye
Yıktı şu gönlümü viran eyledi

Sandım şeker tatlı lebe bulaşık
Siyah zülüf ak gerdana dolaşık
Şu dünyada nice yaralı aşık
Canını canana kurban eyledi

Yanakları benzer kudret balına
Sırmadan saçbağı asmış dalına
Nazlı sevdiğim salına salına
Çıkıp bahçelere seyran eyledi

Çoktur Daimi'nin çevri belası
Olmuş dertli gönlüm yar müptelası
Şu serimden eser aşkın havası
Yandırdı sinemi büryan eyledi...>>


Bize Kibriyadan Nur Geldi Geldi

Ervahi ezelde sulbü maderde
Bize Kibriyadan nur geldi geldi
Kalktı ara yerde kalmadı perde
Cümle aşıklara kar geldi geldi

Gönlümün çırası tutuştu yandı
Benim bu feryadım arşa dayandı
Kerbela çölleri kana bulandı
Bu hal müminlere zar geldi geldi

Tarikat yolları sürülmez oldu
Kayıptır nişanlar görülmez oldu
Hakikat bağına girilmez oldu
Muhabbet gülüne har geldi geldi

Mekan oldu bana dağlar yüceler
Aşkın kitabından aldım heceler
Yine çattı şu matemli geceler
Aşkı şavk ehline zar geldi geldi

Daimi müşküller seçilemiyor
Uğru var yollarda geçilemiyor
Nihan oldu sırlar açılamıyor
Bu zaman bizlere dar geldi geldi...>>


Bülbül Gonca Güle Aşık Değil Mi

Bağban niçin esirgersin bu gülü
Bülbül gonca güle aşık değil mi
Goncaya değmesin sakın yad eli
O gonca bülbüle layık değil mi

Madem ki aşk ile yoğruldu Adem
Niçin eylediler bu aşkı müphem
Niçin sevgililer ediyor sitem
Seven aşıklara yazık değil mi

Var mıdır dünyada kam alan kişi
Akla ziyan imiş feleğin işi
Yaktı yüreğimi aşkın ateşi
Bağrım kebap oldu yanık değil mi

Bu nasıl sevdadır bu nasıl elem
Kargalar dem çeker bülbüller matem
Engel bırakmıyor olalım hemdem
Acep dostlar buna tanık değil mi

Aşık isen sürün gel dedin geldim
Ağlarken yaşını sil dedin sildim
Sen bana kahrettin ben sana güldüm
Daimi ahtına sadık değil mi...>>


Bülbülü Şeydaya Eş Etti Beni

Sevgili yarenden bir name geldi
Şadu handan kılıp hoş etti beni
Sohbeti sözleri bağrımı deldi
Aşkıma aşk katıp coş etti beni

Dest vuraydım erenlerin camına
Gönül intizardır dost selamına
Eyvallah efendim nur kelamına
Sanki defineye düş etti beni

Daimi erelim can vahdetine
Aşıkız kamilin kerametine
Şükrolsun Huda'nın adeletine
Bülbülü şeydaya eş etti beni...>>


Canı Birleştirdik Canana Geldik

Enelhak denilen mana özünü
Anladık sırrını ayana geldik
Hep bir idik iptidada mekanda
Serpile serpile bu yana geldik

Hoş bir hikayettir Adem'le Havva
Müsbet tekamülden olmadık tenha
Erdem tabiattan insana reva
Canı birleştirdik canana geldik

Cevherin özüdür cismi insanın
Hakkın sıfatıdır resmi insanın
Yalnız cehalettir hasmı insanın
Yıkıp yok etmeye meydana geldik

Mayası hakikat gevheri hüma
Tükenmez madeni bir oldu sima
Sormadılar bize kağıt diploma
Yazıldık mektebi irfana geldik

Daimi'yiz toplum ereğimizdir
Topluma yönelmek gereğimizdir
Toplum ile çarpan yüreğimizdir
Can ile baş ile kurbana geldik...>>


Canların Cananı Geldi

Tazelensin yine demler
Canların cananı geldi
Gelsin demler gitsin gamlar
İçmenin zamanı geldi

Şafak vakti bülbül sesi
Güledir onun hevesi
Artık dinsin inlemesi
Baharın gülşanı geldi

Daimi'ye haldaş olan
Yolu ile yoldaş olan
Canlar ile gardaş olan
Gönlümün ozanı geldi...>>


Car Günündür Yetiş Muhammet Ali

Temenni eyledim güzel pirime
Car günündür yetiş Muhammet Ali
Yüzümü tutmuşam desti girine
Car günündür yetiş Muhammed Ali

Aşığını ağlatuben güldüren
Düşkünlerin elin tutup kaldıran
Şol alemi rahmet ile dolduran
Car günündür yetiş Muhammet Ali

Cümle naçar kullarının sahibi
Gönüller mihmanı dertler tabibi
Evliyalar şahı Hakkın habibi
Car günündür yetiş Muhammet Ali

Evvel dört kapıyı izhar eyleyen
Çıkıp arşullahta kendi söyleyen
Hakikatin ummanını boylayan
Car günündür yetiş Muhammet Ali

Daimi der gönüllerde nur olan
Hakikatin çevresine sur olan
Dört can ile bir noktada sır olan
Car günüdür yetiş Muhammet Ali

 

Aşık Daimi Şiirleri


Cümle Alem Bir Can İmiş Bilmedim

Ben beni bilmezdim hatır kırardım
Meğer ilmim noksan imiş bilmedim
Ben insandan başka ilah arardım
Meğer kamil insan imiş bilmedim

Tüm vadiler gibi sahralar gibi
Sıradağlar gibi yaylalar gibi
Akan sular gibi deryalar gibi
Cümle alem bir can imiş bilmedim

Daimi'yim benliğime kanardım
Kendimi görmezdim eli kınardım
Kişiyi kendime düşman sanardım
Nefsim bana düşman imiş bilmedim...>>


Cümle Aşk Ehlinin Meyhanesi Ol

Bulmak isterisen eğer didarı
Semine çarh vurup pervanesi ol
Terkeyle dünyada can ile varı
Muhammet Ali'nin üryanesi ol

Azmeyleyip bu menzile erelim
Men-aref sırrında didar görelim
Girip bahçesinde güller derelim
Hakikat mülkünün gülşanesi ol

Bu müminlik bir hekmettir atalar
Bir noktada canı cana katalar
Alıp seni elden ele tutalar
Erenler katının dürdanesi ol

Ol nazlı cananın aşkı bendedir
Şirin muhabbeti dertli candadır
Muhammet Ali'nin nuru sendedir
Fehmeyle kendini bir tanesi ol

Daimi kemterim çıraklar yansın
Hakikat meydanı nura boyansın
Ol Abu Kevserden içenler kansın
Cümle aşK ehlinin meyhanesi ol...>>


Derdim Eyvallah Eyvallah

Şükür dostun cemalini
Gördüm eyvallah eyvallah
El uzatıp güllerini
Derdim eyvallah eyvallah

Pervaneyim didarına
Yanarım aşkın narına
Enel Hak Mansur darına
Durdum eyvallah eyvallah

Gam çekerim yar elinden
Bülbül öter zar elinden
Vardır o didar elinden
Derdim eyvallah eyvallah

Muhabbeti i Hak pazarım
Söyler derdimi yazarım
Ruzü şeb dilde ezkarım
Virdim eyvallah eyvallah

Daimi'dir ehli iman
Eylenmez gönlümde güman
Özümü dosta tercüman
Verdim eyvallah eyvallah...>>


Derdin İle Ölsem Bile

Yar senden ayrı olmazsam
Dara layık olsam bile
Sırrını yad'a açmazam
Derdin ile ölsem bile

O yar bana nazı eder
Münkür olan bize nider
Yari görsem gamım gider
Sararuben solsam bile

Aşkın halinden bilirem
Ben bu dert ile ölürem
O yar var iken gülürem
Nice derde dalsam bile

Ah çeküben ağlamazam
Coş eyleyip çağlamazam
Yad'a meyil bağlamazam
Yardan uzak kalsam bile

Daimi gördüm vechini
O yar göç etti göçünü
Derim feleğin suçunu
Huzuruna gelsem bile...>>


Dertlıyem Derdime Devaya Geldim

Mahitap hüsnüne mevtun olalı
Uğrayuben türlü sevdaya geldim
Sararuben soldum aşka dalalı
Dertliyem derdime devaya geldim

Bir didar seyrettim bezmi irfanda
O didarın şavkı kaldı bu canda
Selman ile bile Arşı Rahmanda
Yüz sürüp Kabeyi ülyaya geldim

Yar elinden müşkül hallere düştüm
Yazık genç ömrümde dillere düştüm
Bende mecnun oldum çöllere düştüm
Bağlanıp da saçı leylaya geldim

Ak göğsüne inci mercan düzelim
Bir zaman da gurbet elde gezelim
Kerem kıl halime nazlı güzelim
Elindeki meyi sehpaya geldim

Gel Daimi al eline sazını
Aşık çeker maşukunun nazını
Ne çabuk güz ettin ömrün yazını
Elaman deyüp de dergaha geldim...>>


Dertli Bülbül Gibi Zarım Var Söyle

Sail gider isen huzuri yare
Dertli bülbül gibi zarım var söyle
Eyledim sinemi ben pare pare
Leylü nehar sönmez narım var söyle

Yardır şu gönlümde mihr ile mahım
Göklere erişti feryadım ahım
Acep ne haldedir zülfü siyahım
Benim bir şevkatli yarim var söyle

Daimi yoluna bakınsın gezsin
Gerdana inciler takınsın gezsin
Uğru haramiden sakınsın gezsin
Benim o bahçede barım var söyle...>>


Dokun Zülfü Tellerine

Gider isen badı saba
Uğra canan illerine
Yürü benden selam söyle
Dost bağının güllerine

Yar bana verdi nevdayı
Ağlattı dertli şeydayı
Görürsen melek simayı
Dokun zülfü tellerine

Gör sinenin yanıkını
Gönül arar maşıkını
Hayran eyler aşıkını
Tatlı şirin dillerine

Keklik şahinden sakınır
Bülbül de güle bakınır
O yar kınalar yakınır
Gülden nazik ellerine

Daimi der ki varılsam
Gül olsam bağda derilsem
Kemer olup da sarılsam
O incecik bellerine...>>


Dolanıp Boynuma Halkalanmayı

Gönül bir canana ikrar eyledi
Ötüp dost bağında şeydalanmayı
Siyah zülfün beni berdar eyledi
Dolanıp boynuma halkalanmayı

Bahtımı bir kara baht eylediler
Gönlümü o yare taht eylediler
Cümle aşıkanlar aht eylediler
Cananın yolunda cefalanmayı

Uçtu şeyda bülbül gitti yaz elden
Deli gönlüm vazgeçmiyor güzelden
İkrar etmedin mi bana ezelden
Meyvayı hüsnünle vefalanmayı

Aşık olan ahenk eyler saz eyler
Muhabbetin can mülkünü yazeyler
Dertli olan talep eyler arzeyler
Tabip kapusunda şifalanmayı

Kim ki özün aşka etti ise kul
Hakkın huzurunda oldular makbul
Daimi Hak için eyledi kabul
Leyla Leyla deyip nidalanmayı...>>


Dost Beni

Arzuladım ben de dostu görmeğe
Çekti huzuruna aldı dost beni
Diz çöktüm önünde yüzüm sürmeğe
Aldı yerden yere çaldı dost beni

Cehalet bir perde çekti önüme
Yazık oldu baharıma ömrüme
Teselli ararken garip gönlüme
Aşkın girdabına saldı dost beni

Dertli Daimi'yim gurbet ellerde
Türkümüz söylenir esen yellerde
Sessiz vadilerde ıssız çöllerde
Aradı sonunda buldu dost beni...>>


Dost Diye Diye

Ben gönlümü kul eyledim ehli irfana
Kamil insana
Dost elinden çekmem eli gitmem yabana
Durdum divana
Dost diye diye

Düştüm mürşit kemendine sardım özümü
Verdim özümü
Mürşit bana ayna oldu gördüm özümü
Serdim özümü
Dost diye diye

Tutuştu gönlüm elinden sönmez bir daha
Dönmez bir daha
Dosttan başka gerek mi var bir kıblegaha
Girdin dergaha
Dost diye diye

Oturmuş gerçek erenler sohbette sazda
Demde niyazda
İçirdi deminden saki bize birazda
Gönlüm avazda
Dost diye diye

Daimi'yim her an arar gözlerim seni
Özlerim seni
Alır gönül köşesine gizlerim seni
İzlerim seni
Dost diye diye...>>


Dostları Görmeye Geldik

Bizler Avusturalya'ya
Dostları görmeye geldik
Anavatandan buraya
Dostları görmeye geldik

Bedia Akartürk bülbül
Mediha Şen bir deste gül
Hep bir sevgi hep bir gönül
Dostları görmeye geldik

Canan Canhoş kekik gibi
Sekişi var keklik gibi
Emmi gardaş dayı gibi
Dostları görmeye geldik

Candan bağlan onuruna
Gerçekliğin gururuna
Ta Sidney'e Melbourn'a
Dostları görmeye geldik

Daimi aşıktır size
Sevginiz şifadır bize
Hürmetim var hepinize
Dostları görmeye geldik...>>


Dosttan Bir Armağan Gül Geldi Bize

Yağmur yağar kayalara ıslanır
Dosttan bir armağan gül geldi bize
Benim yarim al giyinir süslenir
Şirin leblerinden bal geldi bize

Şu alem maksuda erdiği zaman
Hakkın didarını gördüğü zaman
Terazi mizanı kurduğu zaman
Yeşil benli olan el geldi bize

Muhammet Ali'dir elinde asa
Turda tecelliyi seyretti Musa
Ruhül Kudüs oldu Hazreti İsa
Meryem'in zülfünden tel geldi bize

Şu gönlüm muhabbet ister dostundan
Evladı Resuldür kadim postundan
İçenler mest olur dolu destinden
Muhammet Ali'den kul geldi bize

Daimi der bu aşk beni çoşurur
Dalgaları gelir serden aşırır
Dağlarda dolaşan izin şaşırır
Hakikate giden yol geldi bize...>>


Dünyalar Başıma Dar Oldu Leylam

Yar ben senden ayrı düştüm düşeli
İşim bülbül gibi zar oldu leylam
Aşkın dalgalan serden asalı
Dünyalar başıma dar oldu leylam

Figanım sığmıyor bütün cihana
Seni sevdim oldum deli divane
Sen Şem'imsin ben bin çarkı pervane
Şu özümü yakan nar oldu leylam

Akar gözyaşlarını benzer sellere
Mecnun oldum mekan açtım çöllere
Düşürdün bizleri dilden dillere
Sanma bu hal sana kar oldu leylam

Deli gönlüm her giz arz eder seni
Maksuda erdirsin cenabi gani
Yar name gönderip istedin beni
Gelemedim dağlar kar oldu leylam

Daimi'yim der ki görün sahipler
Fehmeyler bu halı aşka talipler
Ara yere engel olmuş rakipler
Gülümün çevresi har oldu leylam...>>


Ehli Aşka Taşlar Atanlara Yuf

Evvel bizim ile ikrar eyleyip
Sonra delalete batanlara yuf
Gelip cemimize Pazar eyleyip
Anı da ağyara satanlara yuf

Minnetimiz vardır ulu Celiye
İkrarımız Hacı Bektaş Veli'ye
Aşıkı Hak olan yardır Ali'ye
Ehli aşka taşlar atanlara yuf

Hakkın didarını görmektir kastım
Yoluna fedadır can ile postum
Düşmanına düşman dostuna dostum
Ol ağyara meyil katanlara yuf

Can ile ser ile Hakka gelmeyip
İkiliği kalp evinden silmeyip
Evladı Ali'nin kadrin bilmeyip
Gaflet uykusunda yatanlara yuf

Daimi'yem ölsem dönmem sözümden
Fark etmişem kemlik yoktur özümden
Gerçek olan belli olur gözünden
Taşı mercan diye tutanlara yuf...>>


Ela Gözlüm Yaktın Beni

Şu karşıdan gelen maya
Yar cemalin benzer aya
Sevemedim doya doya
Ela gözlüm yaktın beni

Boyun benzer ince dala
Sen düşürdün haldan hala
Canım sana kurban ola
Ela gözlüm yakma beni

Daimi'nin kara bahtı
Benim ile etmiş ahtı
Senin ile gönül tahtı
Ela gözlüm yaktın beni...>>


Enel Hak Deyüp De Çeken Darını

Mürşütten bizlere feyzi ilahi
Erişti de gördük Hak Didarını
Sonsuz ferraşına düşer billahi
Enel Hak deyüp de çeken darını

Terkedüben külli vardan geçenler
Helalini haramını seçenler

Pir elinden dolu bade içenler
Verir cananına külli varını

Zümrei Naciden al feyzi ilham
Olagör yolunda kemleri gülam
İkrara düşenler kalırlar müdam
Kalbinle açıkla bahtı yarini

Kendine nevsini eyleme rehber
Akibet yolunda olur bir ejder
Gayen bu esrare ermekse eğer
Teslim ol pirine bil ecvarını

Daimi'yi fehmet Hak ile Hak'tır
Sülbi mevalidir kemliği yoktur
Bu yollarda uğru harami çoktur
Enginlerden yürüt ol katarını...>>


Enel Hak Diyenler Dara Dolaştı

Ömrüm baharının gülşen çağında
Gönlüm bir cefakar yara dolaştı
Goncalar açılmış yarin bağında
Gönül bülbüllerim hara dolaştı

Bu imiş aşıkın bahtı karası
Açılmaz tabibe gönül yarası
Bir an tutuşunca aşkın çırası
Döndü pervanemiz nara dolaştı

Daimi'yim gitti dostların göçü
Elem ile doldu gönlümün içi
Hallac'ı Mansur'un ne idi suçu
Enel Hak diyenler dara dolaştı...>>


Ettiklerin Doğru Mudur Sen Söyle

Bana cevretmekten usanmayan yar
Ettiklerin doğru mudur sen söyle
Sazıma sesime uyanmayan yar
İkrarımız eğri midir sen söyle

Bir güzel elinden içtik şarabı
Olduk o şarabın mesti harabı
Gönül ızdırabı aşkın azabı
Çekilecek ağrı mıdır sen söyle

Ey dişleri inci gerdanı sedef
Yandırıp aşıkı eyleme telef
Senin kipriğinin okuna hedef
Daimi'nin bağrı mıdır sen söyle...>>


Ezelden Didarı Gördükte Geldik

Sual etmen bizim hikmetimizden
Ezelden didarı gördük de geldik
Çok mana açılır ülfetimizden
Ademle cennete girdik de geldik

Şit olduk İdrise geldik eylendik
Hakikat rumzunu orda söylendik
Be bir nokta ile pünhan eylendik
Bir olduk birlikte durduk da geldik

Evvel yetmiş iki babdan seçildik
Aşkın hızarına düştük biçildik
Pir elinden dolu olduk içildik
Mektebi irfana girdik de geldik

Arif imiş hal içinde hal güden
Gerçek erenlerin izine giden
Yedi iklim dört köşeye hükmeden
Süleyman tahtını kurduk da geldik

Daimi dönmeyiz bu doğru rahtan
Beratımız geldi Ulu Dergah'tan
Biz destur almışız gül yüzlü Şah'tan
Muhabbet gülünü derdik de geldik...>>


Felek Baharımı Kış Etti Geçti

Erzincan ilinde seyran ederken
Bir güzel gönlümü coş etti geçti
O nazlı yar ile devran ederken
Felek baharımı kış etti geçti

Ben bir güzel gördüm bağda salınır
Dedim çok salınma aklın alınır
Gören yiğitlerin bağrı delinir
Sordu hatırımı hoş etti geçti

Gel dedim sarayım ince belini
Dereyim bağında gonca gülünü
Sevdim muhabbetli tatlı dilini
Aşkın zehirini nuş etti geçti

Güzel olan sever aşık olanı
Yar aşkına sevda ile dolanı
Nasıl sevmeyeyim kendi geleni
Beni sevdalara düş etti geçti

Çoktur Daimi'ye aşkın cefası
Bunda yoktur aşıkların sefası
Acep o güzelin yok mu vefası
Efkarım bir iken beş etti geçti...>>


Gardaş Özün Mürşüdüne Bendeyle

Marifet babında görünen hizmet
Gardaş özün mürşüdüne bendeyle
Budur hakikatta ahkamı izzet
Gardaş özün mürşüdüne bendeyle

Hak yüzünü görüp coşmak istersen
İlmin deryasına düşmek istersen
Yanıp bu kürede pişmek istersen
Gardaş özün mürşüdüne bendeyle

Bu aşıklık denen acayip haldir
Şirin muhabbettir şekerdir baldır
Eğer talip isen hicabın kaldır
Gardaş özün mürşüdüne bendeyle

Bilir misin nedir sureti ahsen
Kuran-ı natıktır bu cümle beden
Özge yerde Hakkı bulamazsın sen
Gardaş özün mürşidine bendeyle

Daimi ustadır kelamı söyler
Kendini fark eden alemi neyler
Mürşüde bend olan ummanı boylar
Gardaş özün mürşüdüne bendeyle...>>


Gel Beri

Güzel sen ne salınırsın
Gel beri canan gel beri
Güzelim der alınırsın
Gel beri canan gel beri

Melek misin hürü müsün
Şu göklerin nuru musun
Bu fakirin yarimisin
Gel beri güzel gel beri

Siyah zülfün tel tel olmuş
Yanağın gülleri solmuş
Gönlüm hicran ile dolmuş
Gel beri güzel gel beri

Güzellerin şahısın sen
Alemlerin mahısın sen
Şu gönlümün rahısın sen
Gel beni canan gel beri

Daimi'yim yandım nare
Bülbül oldum düştüm zare
Şu derdime eyle çare
Gel beri canan gel beri...>>


Gel Derdime Derman Eyle

İlahi mürüvvet senden
Gel derdime derman eyle
Cemalin gizleme benden
Gel derdime derman eyle

Alemler sultanısın sen
Hem keremler kanısın sen
Rahmeti bol ganisin sen
Gel derdime derman eyle

Rahim sensin Rahman sensin
Gönüllerde mehman sensin
Dertlilere derman sensin
Gel derdime derman eyle

Mahitabım sensin ezel
Döküldü dalımda gazel
Mürüvvet kıl şah Lemyezel
Gel derdime derman eyle

Daimi nicolur halım
Kurudu budağım dalım
Merhamet kıl sen al elim
Gel derdime derman eyle...>>


Gel Seninle Dost Olalım

Kaçma benden uzaklara
Gel seninle dost olalım
Sakın düşme tuzaklara
Gel senimle dost olalım

Görünüyorsun ben gibi
Aynı varlığım sen gibi
Bir baş gibi beden gibi
Gel senimle dost olalım

Ben senden değilim ayrı
Ayrı görüp olma sayrı
Şu ikilik bitsin gayrı
Gel senimle dost olalım

Dostluk her şeyden uludur
Dostluk erdemlik doludur
Bu yol esenlik yoludur
Gel senimle dost olalım

Daimi dir ozanımız
Dosta fedadır canımız
Kindir bizim düşmanımız
Gel senimle dost olalım...>>


Gelir Geçer Hayal Gibi Düş Gibi

Asla konmam muhannetin yurduna
Muhannetin yeli eser kış gibi
Özün saldım bir yosmanın derdine
Dolaştım bir zaman başı boş gibi

Bağban isen gülün yada yoldurma
Maşuk isen sırrın yada bildirme
Üç günlük dünyaya meyil aldırma
Gelir geçer hayal gibi düş gibi .

Aşık maşukuna sırrın bildirir
Cahillerin sözü beni öldürür
Kahpe felek güler eli güldürür
Fakat bana kalbi katı taş gibi

Kuşattı sevdiğim aşk libasını
Aşık olan çeker gönül yasını
Pirler bana sundu aşkın tasını
Mest oldum gezerim bir ayyaş gibi

Ey Daimi nedir sendeki efkar
Her şeye üzülmek ömre pek zarar
Herkesin bir dostu bir sevdiği var
Ben kalmışım perakende kuş gibi

 

Aşık Daimi Şiirleri


Gezelim Bahçe Bağları

Gelir misin benim ile
Gezelim bahçe bağları
Sevişelim senin ile
Hoş geçirelim çağları

Yar dişlerin meknun gibi
Akar yaşım ceyhun gibi
Dertli gönlüm mecnun gibi
Dolaşır yüce dağları

Gam efkar geldi bürüdü
Yaşım sel oldu yürüdü
Kalmadı her an eridi
Şu yüreğimin yağları

Hak nefesin dinler gezer
Bilir misin kimler gezer
Hasta olan inler gezer
Dem devran eder sağları

Daimi'ye yok mu biat
Gel sevdiğim etme inat
Kirpiklerin olmuş cellat
Vurdu sineme tığları...>>


Gitmiyor Serden Hayalı

Paha mıdır didarına
Şu bütün dünyanın malı
Düş oldum yar sevdasına
Gitmiyor serden hayali

Bezmi rahın ayan olmuş
Şu cümle aşıkanına
Seven varsa işte gelsin
Biziz ol sülbi mevali

Muallaktır aşkın işi
Girmeyenler uzak dursun
Men arefe agah olan
Seçer haramı helali

Gel beri ey cahil sofu
Eyleme kendini bedbaht
Burda haramzade olan
Çeker divanda zevali

Gel Daimi can Daimi
Şükrünü kesme canandan
Mahşer günü hazreti Hak
Göstersin bize cemali...>>


Gonca Güllerini Deresım Geldi

Azmi rah edeyim dost illerine
Nazlı cananımı göresim geldi
Düzüldü kervanım aşk yollarına
Gonca güllerini deresim geldi

Deli gönlüm eyler aşk ahengini
Aradım da bulamadım dengini
Gördüm mah yüzünde üç beş bengini
Yüzüm gerdanına süresini geldi

Yaz gelir bahçede açılır yaprak
Türlü mor menekşe kuşanır toprak
Yanağı şavk vurur sanki bir şafak
İnce bellerini sarasım geldi

Düş oldum derdine dermanım yoktur
Yaremi saracak lokmanım yoktur
Yardan ayrılalı devranım yoktur
Yare bir armağan veresim geldi

Daimi'ye olmaz bu derdu hasret
Aşığa bilinir alemi kesret
Bu hicran elinden eyledim nefret
Yarimin halini sorasım çeldi...>>


Gonca Gülüne Gülüne

Berdar oldum nazlı yarin
Zülfü teline teline
Bülbül oldum vardır zarım
Gonca gülüne gülüne

Bir akar pınar olaydım
Yarim testine dolaydım
Bir gümüş kemer olaydım
İnce beline beline

Dünya başa zindan gibi
Yanan gönlüm suzan gibi
Dalgam vardır umman gibi
Aşkın yeline yeline

0l gıllugıştan boşandım
Aşk libasını kuşandım
Türap oluben döşendim
Doğru yoluna yoluna

Daimi'yim gör neyledim
Aşk deryasını boyladım
Özümü katre eyledim
Aşkın seline seline...>>


Gör Seher Yeli

Eğer gider isen yarin iline
Selamımı yare ver seher yeli
Can bülbülü hasret kaldı gülüne
O gül çehresini gör seher yeli

Yürüdüğün yollar duman mı dağ mı
Etrafı yeşillik bahçe mi bağ mı
O nazlı sevdiğim hasta mı sağ mı
Bir kez hatırını sor seher yeli

Kirpikleri oktur sineme çakar
Gören aşıkların bağrını yakar
Yarim seher vakti seyrana çıkar
Zülfünü yüzüne vur seher yeli

Elleri kınalı yakılar ile
Göğsü elvan elvan takılar ile
Yayladan aldığın kokular ile
Yarin çevresini sar seher yeli

Dertli Daimi'yim buralı olsam
Güzeller yurdunun maralı olsam
Şu gurbet ellerin kiralı olsam
Yardan ayrılması zor seher yeli...>>


Gördü Özümü Özümü

Bir dilberim aşka layık
Gördü özümü özümü
Çok şükürler hup didara
Açtım gözümü gözümü

Gayri güzel neylerim ben
Aşk deryasın boylarım ben
Tenhalarda söylerim ben
Yare sözümü sözümü

Muradımı alamadım
Şadolup da gülemedim
Kayıp ettim bulamadım
Kumru bazımı bazımı

Varmışam aşk devranına
Yanar gönlüm suzanına
Nazlı yarin gerdanına
Sürdüm yüzümü yüzümü

Daimi'yim sevdiğime
Dermana varam hekime
Nazlı yardan özge kime
Kilam nazımı nazımı...>>


Gül İle Goncaya Değişmem Seni

Her güzele vermem gönül tahtımı
Gül ile goncaya değişmem seni
Sen ağarttın bu karanlık bahtımı
Güneş ile aya değişmem seni

Gel deneme nazlı yarim deneme
Sitem taşlarını vurma sineme
Yüz Arzu'ya yüz Aslı'ya Senem'e
Şirin'e Leyla'ya değişmem seni

Daimi'yim sensin kanadım kolum
Ey ılık baharım çimenli yolum
Ey gözleri yaşlı ey gönlü dolum
inan ki dünyaya değişmem seni...>>


Güzel Baharını Geçirmeden Gel

Gel güzelim yele verme ömrünü
Ömür bir fırsattır kaçırmadan gel
Yaşam mevsim mevsim gelip geçiyor
Güzel baharını geçirmeden gel

Yüz yıl yaşasan da sonu nolacak
Çürüyüp bedenler toprak olacak
Sonbahar gelince güller solacak

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Aşık Veysel Şatıroğlu

11/9/2008
Kategori: Asiklar

Aşık Veysel Şatıroğlu

 

 

   Ben giderim adım kalır
   Dostlar beni hatırlasın
   Düğün olur bayram gelir
   Dostlar beni hatırlasın

               Can bedenden ayrılacak
               Tütmez baca, yanmaz ocak
               Selam olsun kucak kucak
               Dostlar beni hatırlasın...

                                                                
Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde"Ücyüz-onda gelmiş idim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlıŞarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günükoy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yolüstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmışGülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet;bebenin adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüşVeysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgınıolmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, cicegin beyi çıkmışkendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnızışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, oradabu gözünü açacak bir doktor var." demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör kitalihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babasıyanına gelmiş. Veysel ansızın donuverince; yakında bulunan bir değneğin ucuöteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel'in Ali adında birağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel'inkotu kaderine.

 Babası meraklı adammış. Halk ozanlarından şiirlerokuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz sairleriyledolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyledinlermiş calip söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıpvermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh'lı Ali Ağa'danalmış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Unlu Halk ozanlarınınşiirlerini çalıp söylemiş bir zaman. Yirmibes yasındayken (1919) anası, babasıVeysel'i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa sure sonra ikisi de göçüpgitmiş bu dünyadan (1921). Acı üstüne acı gelmiş, ama bitmemiş talihin kotuoyunu. İkinci çocuğu on günlükken, anasının memesi ağzına tıkanarak ölmüş,ardından da karisi yanaşmalarıyla evden kaçmış. Bu olay çok koymuş Veysel'e.Daha dertli olmuş ve iyice içine kapanmış. Karisi koyup gittiğinde bir kızıvarmış Veysel'in. Daha bir yasini bile bitirmemiş. İki yıl kucağında gezdirmişVeysel, ne çare o da yaşamamış. Bu sıralar Veysel'i yeniden evermişler. Bukarisi çocuk vermiş Aşığa. Biri olmuş, iki oğlan, dört kız, altısı sağ. Onlar da18 torun vermiş Veysel'e.

 Aşık Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıldönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka ozanların şiirlerini çalıp söylemiş.Kendi deyişlerini söylemekten utanır, çekinirmiş. O yıllarda sairlerimizdenrahmetli Ahmet Kutsi Tecer tanımış Veysel'i. Onun ışık tutuculuğuyla Veysel'inşiirleri aydınlığa kavuşmuş. Veysel; şairliğinin gelişmesinde Tecer'in büyükyardımlarını gördüğünü söylerdi her zaman. Veysel'in gün ışığına çıkan ilk şiiriGazi Mustafa Kemal Pasa için söylediği: "Türkiye'nin ihyası Hazreti Gazi"mısrasıyla başlayan şiirdir. Bundan sonra bütün yazdıklarını calip söylerolmuştu. 1933 yılına kadar, köyünden dışarı hemen hemen hiç çıkmadığı halde;bundan sonra bütün yurdu dolaşmış, yurdunun çeşitli şehirleriyle kasabalarını,köylerini yakından tanımıştır. Halk ozanlarından en çok Karacaoglan'i, Yunus'u,Emrah'i, Dertli'yi severdi. Çağımızın ozanlarından Ahmet Kutsi Tecer'in ayrı biryeri vardı Veysel'de. Onun aracılığıyla Koy Enstitülerinde bir sure sazöğretmenliği de yapmıştı Veysel. Sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Cifteler,Kastamonu, Yildizeli, Akpınar Koy Enstitülerinde bulunmuştu. 1952 yılındaİstanbul'da büyük bir jübilesi yapılan Aşık Veysel'e 1965 yılında Türkiye BüyükMillet Meclisi, "Anadilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı"özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştı.

Veysel'in bir başka özelliği daha vardı; köyünde ve çevresinde ondan önce birtek meyve ağacı olmadığı halde, Sivrialan'da ilk meyve bahçesini oyetiştirmişti. Hem öyle bir bahçe ki, içinde elmadan kayısıya, kirazdan cevizekadar turlu turlu meyve ve çiçek vardı. Veysel, kardeşlerinin yardımıyla bubahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri "Atalarımız bunca yıl böyle bir isyapmamışlar, su kor adam onlardan iyi mi bilecek ki böyle ise kalkıştı?"demişler. Birkaç yıl sonra ağaçlar yetişmiş, meyve vermiş. Köylüler öncekidediklerini hatırlayıp utanmışlar ve bu defa "O kor değilmiş, meğer kor olanbizmişiz diyerek Aşık Veysel'i kutlamışlar. iste böylesine uzağı gören birinsandı o... Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşadı (ölümü 21 Mart 1973). Fakatkaranlık gözlerindeydi yalnız, içi apaydınlıktı, şiirleri de öyle... Halkşiirimizin bu güçlü ozanı yarim yüzyılı aşkın bir sure yazdıklarıyla, calipsöyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. Sanırım simdi de mezarında son uykusunuışıklar içinde uyuyordur. Yalnız çağımızda yasayanlar değil, bizden çok sonrayasayacaklar da "Dostlar Beni Hatırlasın" şiirini unutmayacaklar ve her zamanrahmetle anacaklardır.

yazan: Ümit YaşarOğuzcan

Dostlar beni hatırlasın

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın
 

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca, yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın...

 

Hacı Bektaş

Medet mürvet deyip kapına geldim 
İsteğim dileğim ver Hacı Bektaş 
İndim eşiğine yüzümü sürdüm 
Kusurum günahım var Hacı Bektaş

Kul olanın elbet olur kusuru Nesli Peygambersin cihanın nuru 
Alisin Velisin Pirlerin Piri 
Galma kusurlara Pir Hacı Bektaş

Horasandan ayak bastın uruma 
Mucizeler şahit oldu pirime 
Bak şu vaziyete bak şu duruma 
Eşin yok cihanda bir Hacı Bektaş 

Geçmem dedin duvarımda sinekten 
Yalan sadir olmaz ervahı pekten 
Sana inanmışım ervahtan kökten 
Sana inanmayan kör Hacı Bektaş 

Sana yalvarıyor VEYSEL biçare 
Yine senden olur her derde çare 
Bir arzuhal sundum gani Hünkare 
Keremin ihsanın bol Hacı Bektaş


Beni Hor Görme Gardaşım

Beni Hor Görme Kardeşim
Sen Altındın Ben Tunç Muyum
Aynı Vardan Var Olmuşuz
Sen Gümüşsün Ben Saç Mıyım

Ne Var İse Sende Bende
Aynı Varlık Her Bedende
Yarin Mezara Girende
Sen Toksun Da Be Aç Miyim

Kimi Molla Kimi Derviş
Allah Bize Neler Vermiş
Kimi Arı Çiçek Dermiş
Sen Balsın Da Ben Cec Miyim

Topraktandır Cümle Beden
Nefsini Öldür Ölmeden
Böyle Emretmiş Yaradan
Sen Kalemsin Ben Uç Muyum


Tabiata Veysel Aşık
Topraktan Olduk Kardaşık
Aynı Yolcuyuz Yoldaşık
Sen Yolcusun Ben Bacmiyim

 

 Kara Toprak

Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Beyhude Dolandım Boşa Yoruldum
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Nice Güzellere Bağlandım Kaldım
Ne Bir Vefa Gördüm Ne Faydalandım
Her Turlu İsteğim Topraktan Aldım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi
Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi
Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Ademden Bu Deme Neslim Getirdi
Bana Turlu Turlu Meyva Yetirdi
Her gün Beni Tepesinde Götürdü
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Karnin Yardim Kazma İle Bel İle
Yüzün Yırttım Tırnak İle El İle
Yine Beni Karşıladı Gül İle 
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

İşkence Yaptıkça Bana Gülerdi
Bunda Yalan Yoktur Herkesler Gördü
Bir Çekirdek Verdim Dört Bostan Verdi
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Havaya Bakarsam Hava Alırım
Toprağa Bakarsam Dua Alırım
Topraktan Ayrılsam Nerde Kalırım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Dileğin Varsa İste Allah'tan
Almak İçin Uzak Gitme Topraktan
Cömertlik Toprağa Verilmiş Haktan
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Hakikat Ararsan Açık Bir Nokta
Allah Kula Yakın Kul Da Allah'a
Hakkin Gizli Hazinesi Kara Toprakta
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Bütün Kusurlarımı Toprak Gizliyor
Merhem Calip Yaralarımı Tuzluyor
Kolun Açmış Yollarımı Gözlüyor
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Her Kim Ki Olursa Bu Sırr-ı Mazhar
Dünyaya Bırakır Ölmez Bir Eser
Gün Gelir Veysel'in Bağrına Basar
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır


Derdimi Dökersem Derin Dereye

Derdimi dökersem derin dereye
Doldurur dereyi düz olur gider
Irakipler geldi girdi araya
Korkarım yar benden yoz olur gider

Ilgıt ılgıt yeller eser seherde
Yar beni düşürdü onulmaz derde
Yar ile buluşsak bir tenha yerde
Duyar düşmanlarım söz olur gider

Pervane ateşten sakınmaz canı
Uğruna koymuşum başı bedeni
Doldur tüfengini hedef al beni
Yaram doksan dokuz yüz olur gider

Veysel der çıkayım bir yüce dağa
Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa
Bir gün olur tenim düşer toprağa
Karışır toprağa toz olur gider
 

 

Senlik Benlik Nedir Bırak 

Allah birdir Peygamber Hak 
Rabbül alemindir mutlak 
Senlik benlik nedir bırak 
Söyleyim geldi sırası 

Kürtü Türkü ne Çerkezi 
Hep Ademin oğlu kızı 
Beraberce şehit gazi 
Yanlış var mı ve neresi 

Kurana bak İncile bak 
Dört kitabın dördü de hak 
Hakir görüp ırk ayırmak 
Hakikatte yüz karası 

Binbir ismin birinden tut 
Senlik benlik nedir sil at 
Tuttuğun yola doğru git 
Yoldan çıkıp olma asi 

Yezit nedir, ne kızılbaş 
Değil miyiz hep bir kardaş 
Bizi yakar bizim ataş 
Söndürmektir tek çaresi 

Kişi ne çeker dilinden 
Hem belinden, hem elinden 
Hayır ve şer emelinden 
Hakikat bunun burası 

Şu alemi yaratan bir 
Odur külli şeye Kadir 
Alevi Sünnilik nedir 
Menfaattir var varası 

Cümle canlı hep topraktan 
Var olmuştur emir Haktan 
Rahmet dile sen Allah'tan 
Tükenmez rahmet deryası 

Veysel sapma sağa sola 
Sen Allah'tan birlik dile 
İkilikten gelir bela 
Dava insanlık davası… 



Bir Derd Ehli Bulsam Derdim Söylesem

Bir derd ehli bulsam derdim soylesem
Iyi olmaz derdlerim halim n'olacak
Hekimler derdime derman bulamaz
Bir degil bes degil derd kucak kucak

El vurma yarama yaklasma kardas
Derdimi soylesem tukenmez bas bas
Icimde yaniyor tutunsuz ates
Ceset soba gibi kalbim bir ocak

Aşıklar alemde gülmez dediler
Akar göz, yaslarim silmez dediler
El elin derdini bilmez dediler
Kimler gelip hatırımı soracak.

Katlan bu cefaya sabreyle gönül
Bu dünyanın isi hep böyle gönül
Başından geçeni sen söyle gönül
Neler geldi geç oldu olacak

Veysel'in derdine bulunmaz çare
Etseler vücudun hem pare pare
Bir arzuhal sundum hakiki yare
O yar gelip yaralarım saracak



Bir Küçük Dünyam Var İçimde Benim

Bir kucuk dunyam var icimde benim
Mihnetim ziynetim bana kafidir
Gorenler dar gorur genistir bana
Sohbetim ulfetim bana kafidir

Istemem dunyanin saltanatini
Suslu giyimini Arap atini
Bilirsem Turklugum var kiymetini
Vatanim milletim bana kafidir

Isterdim hayatta dusmanla savas
Milletime kurban olaydi bu bas
Nasip degil imis sehitlik kardas
Imanim niyetim bana kafidir

Dunya genis olsun ister dar olsun
Yeter ki kalbimde iman var olsun
Her zaman milletim bahtiyar olsun
Rutbemle mesnedim bana kafidir

Icimde beslerim bir buyuk ordu
Cignesin dusmani yukseltsin yurdu
Azmi zihniyeti Veysel'in derdi
Iste bu niyetim bana kafidir.



Aşkın Beni Elden Ele Gezdirdi

Askin beni elden ele gezdirdi
Cok dolandim bulamadim esini
Beni candan usandirdi bezdirdi
Tuzlu imis yiyemedim asini

Benim ile gezdin beni arattin
Beraber oturup beraber yattin
Turlu turlu gullerinden koklattin
Asik ettin gule bulbul kusunu

Altmis iki yildir seni ararim
Tukendi sabrim yoktur kararim
Daga tasa kurda kusa sorarim
Kimse bilmez hikmetini isini

Her millete birer yuzden gorundun
Kendini sakladin sardin sarindin
Bu dunyayi sen yarattin girindin
Her nesnede gosterirsin naksini

Gorenlere acik korlere gizli
Kimine gorundun oruc namazli
Veysel'e gorundun cilveli nazli
Tutan birakir mi senin pesini



Gönül Bir Güzeli Sevmiş 

Gönül bir güzeli sevmiş ayrılmaz 
Dolanır peşinde çoban misâli 
Hiç kimse bu derdin dermânın bilmez 
Azmış yaraları perişan hali 

Lokman çâre bulmaz yoktur Eflâtun 
Yârdan ayrılması ölümden çetin 
Elde endaz ettim bu aşkın atın 
Terkettim sılayı vatanı ili 

Ferhat Şirin için kestiği taşlar 
Benim senin için döktüğüm yaşlar 
Seni yaksın beni yakan ateşler 
Yaktı bu sinemi savruldu külü 

Arılar bal için bekler petekler 
Alır her çiçekten verir emekler 
Mecnun Leylâ için pınarı bekler 
Ben de bir yâr için olmuşum deli 

Evvelden var idi bu sevda bende 
İlikte damarda cesette canda 
Ölünce hû çeksin kemiğim sinde 
Dünyâda durunca Veysel'in dili 

 

Ala Gözlü Benli Dilber

Ala gözlü benli dilber
Bir gün gelsen bize doğru
Seni sevdim can u dilden
Çekme kendini naza doğru

Ne pervam var ne de perdem
Sanma beni hali bir dem
Söyler seni teller her dem
Kulak versen saza doğru

Asika zulfukar isen
Gulsende güle zar isen
Hakikatli bir yar isen
Ben geleyim size doğru

Gönülleri bir edelim
Gayrileri biz nidelim
İkimiz de bir gidelim
Yürüyelim ize doğru

Bir gün için feryadı zar
Bülbül eder her dem seher
Aç sinemi gel gör ne var
Arttı derdim yüze doğru

Kafi derdim bir derd katma
Veysel'i yabana atma
Kerem eyle çok uzatma
Kavuşalım yaza doğru.



Hepimiz Bu Yurdun Evlatlarıyız

Bu nasıl kavgalar çirkin dogusler
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Yolumuza engel olur bu isler
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Birleşiriz bir bayrağın altında
Biz Türklerin ikilik yok aslında
Yanar tutuşuruz vatan aşkında
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Hedef alıp dövüştüğün kardeşin
Seni yaralıyor attığın taşın
Topluma zararlı yersiz savaşın
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Herkes ilim deryasında yüzüyor
Çıkmış ayin çevresinde geziyor
Yazık bize yollarımız uzuyor
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Kitaplar yazılmış nasihat dolu
Birlikte güçlenir gençliğin kolu
Gençliğe emanet Atatürk yolu
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez
Bulanık çeşmeden kimse su içmez
Ganadı olmasa kuşlar da uçmaz
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız



Memlekete Destan Oldum

Memlekete destan oldum
Karim beni beğenmedi
Esten oldum dosttan oldum
Yarim beni beğenmedi

Ne söylesem "deli" dedi
"Meyva vermez cali" dedi
"Açma bana kolu" dedi
Sarim beni beğenmedi

Ben gönlümün valisiyim
Altı çocuk velisiyim
Bir güzel delisiyim
Durum beni beğenmedi

Yine düştüm dilden dile
Göz yaşlarım sile sile
Attı beni gurbet ele
Yarim beni beğenmedi

Geçti güzelliğin cağı
Golkoy'e kurdum otagi
Guz geldi doktu yapragi
Dalim beni begenmedi

Veysel yonum yare dondum
Lodos degmis kara dondum
Yesillenmis yare dondum
Pirim beni begenmedi



Sen Olmasan 

Sen bir aşksın ben bir mecnun 
Sen olmasan ben olmazdım 
Sen bir gülsün ben bir bülbül 
Sen olmasan ben olmazdım 

Kalbimde yaşarsın her an 
Varım yoğum sensin inan 
Kalbimdeki aziz mihman 
Sen olmasan ben olmazdım 

Ansızın kalbime girdin 
Türlü türlü dertler verdin 
Beraberce çeker derdin 
Sen olmasan ben olmazdım 

Sensin benim cümle varım 
Yoktur başka kisb ü kârım 
Hem yazımsın hem baharım 
Sen olmasan ben olmazdım 

Bağrımdaki açan çiçek 
Türlü koku türlü irenk 
Bu bendeki olan gerçek 
Sen olmasan ben olmazdım 

Dokun Veysel tele dokun 
Coştu gönül etti akın 
Sensin bana benden yakın 
Sen olmasan ben olmazdım 



Sen Bir Ceylan Olsan Ben De Bir Avcı 

Sen bir ceylan olsan ben de bir avci 
Avlasam collerde saz ile seni 
Bulunmaz dermani yoktur ilaci 
Vursam yaralasam soz ile seni 

Kurulma sevdigim guzelim deyin 
Baglanma karayi allari geyin 
Ben bir coban olsam sen de bir koyun 
Seslesem elime tuz ile seni 

Koyun olsan otlatirdim yaylada 
Tellerini yoldurmazdim hoyrada 
Balik olsan takla donsen deryada 
Dusursem toruma bez ile seni 

Veysel der ismini koymam dilimden 
Ayri dustum vatanimdan ilimden 
Kus olsan da kurtulmazdin elimden 
Eger gorsem idi goz ile seni 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Aşık Reyhani

11/9/2008
Kategori: Asiklar

Aşık Reyhani


Lütfeyle halime geçti şu ömrüm
Yar yüzünü görüp görüp ağlayım
Nasip eyle eşiğini kapını
Yüzlerini sürüp sürüp ağlayım


    Reyhani'yim n'olur beni inandır
    Yanarken bir yudum su ver de kandır
    Yalvarırım seher vakti uyandır
    Rüzgarlardan sorup sorup ağlayım


    1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşti. Aşık Reyhani'nin çocukluğu köyünde geçti. Zaman zaman komşu köylere gitme olanağı bulduysa da daha başka yerlere gidemedi. Okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi. Sonraki yıllarda ise dışarıdan sınava girerek diploma aldı.

Küçük yaşlarda köyüne gelen aşıklardan etkilendi. Hem aşıklardan dinleyerek hem de eline geçen kitapları okuyarak birçok halk hikayesini öğrendi. Kendi aşıklığı ve şiir yazmaya başlaması 18 yaşından sonradır.

Reyhani, rüyasında gördü bir kıza aşık oldu. Kısa bir süre sonra da kızı kaçırdı. Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü. Bunun üzerine karısının ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirdiler. Aşık Reyhani, bu dönemden sonra Dertli mahlasıyla şiirler yazmaya, türkü söylemeye başladı. Ancak bu mahlası uzun süre kullanmadan, Bayburtlu Aşık Hicrani tarafından Reyhani mahlası verildi.

Konya Aşıklar Bayramına aralıksız katılan 7 aşıktan biridir. Eski aşıkların dışında, yetiştiği Huzuri Baba, Nihani, Cevlani, Efkari, Murat Çobanoğlu'nun babası Gülistan Çobanoğlu gibi aşıklardan gelenek ve usul öğrendi.

İran'dan Avrupa'ya birçok ülkede türkü söyleyen Aşık Reyhani, katıldığı yarışmalarda da birçoğu birincilik olmak üzere çeşitli ödüller aldı. 1980'li yılların başında Erzurum'da bulunan Doğu Ozanları Derneğinin başkanlığına getirildi.

Aşık Reyhani birçok ülkeye konser ve konferanslara katılmak üzere çağrıldı. Ayrıca ABD'nin Michigan Üniversitesinde katıldığı bir konferanstan sonra kendisine fahri öğretmenlik unvanı verildi.

Şiirleri birçok gazete, dergi ve araştırmada yaralan ve çeşitli radyo ve televizyon programlarına katılan Aşık Reyhani'nin, şiirlerinin bir bölümünü topladığı "Alvarlı Reyhani" (1962), "Böyle Bağlar" (1966), "Kervan" (1988) ve bazı düşünce ve şiirlerinden oluşan "Şu Tepenin Arkasında" adlı kitapları Dilaver Düzgün tarafından hazırlanan "Aşık Yaşar Reyhani", (1997) adlı kitap bulunmaktadır.

Aşık Reyhani 10 Aralık 2006 tarihinde aramızdan ayrıldı...

Bekir Karadeniz

 

Bağlar

Demedim mi gönül kalkıp yürüme
Birgün yollarını harami bağlar
Dertliysen derdini dertsize deme
Dertsiz hekim olsa yara mı bağlar

Yazılan kaderdir başa gelince
Suç sende ayağın taşa gelince
Kudretin damlası coşa gelince
Onu bent mi eyler dere mi bağlar

Oku sayfasını geçen çağların
Yaprağı dökülmüş nice bağların
Adeti böyledir yüksek dağların
Aslı'ya yol verir Kerem'i bağlar

Ben de Reyhani'yim susuz pınarım
Damlam coş ederse olmaz kenarım
Öldüğümü duysa o nazlı yarim
Bilmem al mı giyer kara mı bağlar


Koklaya Koklaya

Gel yarim yeter bekledim
Gülü koklaya koklaya 
Gözlerime yaş ekledim
Seli koklaya koklaya 

Bir derdime bin ekledim
Aşkın boynuma yükledim
Seherde haber bekledim
Yeli koklaya koklaya 

Gurbet gezdim adım adım
Asla olmadı muradım
Sırma saçın hatırladım
Teli koklaya koklaya 

Reyhani'yim bak zamana
Kara bağrım yana yana
Kerem oldum Aslı Han'a
Külü koklaya koklaya


Sevdiğim

Al beni ne olur sevdaya götür
Erenlerden geri kaldım sevdiğim
Saz bir bahanedir göğsümü dövdüm
Bir kemik bir deri kaldım sevdiğim

Bu zalim zamanın ne ise kasti
Nereye gittimse yolumu kesti
Sırtımda kırık saz elimde testi
Doldurmadım yarı kaldım sevdiğim

Aşık Reyhani'yim uğradım derde
Nerdesin sevdiğim nerdesin nerde
Meydanı kaptırdım çakala kurda
Bir sürüden biri kaldım sevdiğim


Yarim

Bir muhannet yara gönül bağladım
Oldum bir kurumuş dal yarim yarim
Eğer günüm doldu, vadem yettiyse
Gelip de canımı al yarim yarim

Gençlik bir kuş idi elimden uçtu
Varlık kervan idi geldi de geçti
Ömür güneş idi gedikten aştı
Sanırsın olmamış yol yarım yarim

Aşık Reyhani'yim bu aşkın mesti
Gönlünden gönlüme bir rüzgar esti
Sen bir ulu pınar ben kırık testi
Acı bu halime dol yarim yarim


Bir Güzele

Bir güzele gönül verdim bağlandım
Ceylan oldu çekti beni izine
Boş boşuna ateşine dağlandım
Duman bitti umut kaldı közüne

Köz beni kül eder cana getirir
Yaş olur gözümden dane getirir
Gün olur ki yakar yıkar bitirir
Eyvah der elini vurur dizine

Dizine vursa da vurmasa da boş
İçenler uyanır içmeyen sarhoş
Aşk çilesi çetin olsa bile hoş
Hayal gerek aşıkların gözüne

Göze sürme çeker yar güzel olur
Yüze yaşmak çeker ar güzel olur
Yar ile dünyalık var güzel olur
Reyhani'yim baksam yarin yüzüne


Şimdi

Tükendi mürekkep karıştı satır
Bilemez ki katip ne yaza şimdi
Dört mevsimde ne şevk ne umut kaldı
Minnet ne bahara ne yaza şimdi

Vazgeç gafil göremezsin içimi
Sen kendinle kıyas etme suçumu
Doğuştan simsiyah olan saçımı
Söyle kim boyadı beyaza şimdi

Reyhani'yim geçti ömrüm saz ile
Gıda aldık hayaldeki haz ile
Bir ömür devrettik cilve naz ile
Naz bitti çevrildik niyaza şimdi


Ağlayım

Lütfeyle halime geçti şu ömrüm
Yar yüzünü görüp görüp ağlayım
Nasip eyle eşiğini kapını
Yüzlerini sürüp sürüp ağlayım

Gönlümüz gözümüz vecd ile dolsun
Muradım maksudum secdegah olsun
O gün olsun yarin müjdesi gelsin
Yol üstüne durup durup ağlayım

Reyhani'yim n'olur beni inandır
Yanarken bir yudum su ver de kandır
Yalvarırım seher vakti uyandır
Rüzgarlardan sorup sorup ağlayım


Bezdim

Ben bu aşkın abdalıyım
Dolana dolana bezdim
Çığ sökmüş bahar seliyim
Bulana bulana bezdim

Her gün sam yeli eser mi
Kamil cahile küser mi
Bıçak çeliği keser mi
Bilene bilene bezdim

Keder üstümüze zimmet
Zalimden olmaz merhamet
İlimsiz mürşitten himmet
Dilene dilene bezdim

Reyhani ölü yürür mü
Kül ölür mü kül çürür mü
Kuru ağaç dal verir mi
Sulana sulana bezdim

 

Veremem

Bana derler aşık derdini söyle
Bu bir sırdır emanettir veremem
Belki dağlar kadar büyümem amma
Cevizin de kabuğuna giremem

Hasta odur sabır ile inleye
Evlat odur nasihati dinleye
Bundan sonra zevkle bakmam aynaya
Çünkü onda iç yüzümü göremem

Kulaksız işitmek dilsiz ifade
Canım cananındır edem iade
Vücut bir camidir vicdan seccade
Onun bunun çıkarına seremem

Reyhani'yim zamanım yok gülmeye
Doğar iken boyun eğdim ölmeye
Azrail gelmesin canım almaya
Bir canım var cananındır veremem


Söyleyin

Beni sizden sorarlarsa dostlarım
Bir Reyhani geldi gitti söyleyin
Hayatı çileli muradı yarım
Heder etti ah tüketti söyleyin

Aldı kırık sazı kapıdan çıktı
Ağlar gözler ile gülerek baktı
Dağın ufuğunda bir akşam vakti
Güneşle beraber battı söyleyin

Ara sıra sazı verdik destine
Name yazdı yarenine dostuna
Ceketini yorgan ettik üstüne
Kolu yastık oldu yattı söyleyin

Bir duvara yaslamıştı yanını
Sılasına çevirmişti yönünü
Gurbet elde hasret yaktı canını
Sitem vurdu dert çürüttü söyleyin

Aşık Reyhani'ymiş kıldı ah u zar
Dolaştı alemi diyar be diyar
Parça parça etmiş bir deli rüzgar
Yaşı yağmur göz buluttu söyleyin


Başlar

Bekle ağaç meyve versin
Taş ondan öteye başlar
Mevsim sonbahara ersin
Kış ondan öteye başlar

Üç kapıyı açacaksın 
Dört pınardan içeceksin
Altı şartı seçeceksin
Beş ondan öteye başlar

Gel gülü yandırma bülbül
Önce ağla sonradan gül
Ölüm en son nokta değil
İş ondan öteye başlar

Reyhani can yakacağın
Tükenmedi çekeceğin
Asıl gözden dökeceğin
Yaş ondan öteye başlar


Kurtulamaz

İnsan ömrü kara benzer
Erimekten kurtulamaz
Sona doğru azar azar
Yürümekten kurtulamaz

Gençlik açılmamış güldür
İlim çağı tatlı baldır
Sonu yaprak dökmüş daldır
Kurumaktan kurtulamaz

Reyhani yar yara kalsa
Gönül neşe ile dolsa
Aslı som altından olsa
Çürümekten kurtulamaz


Birgün

Deryalar yanmaz diyenler
Denizler de yanar birgün
Nehir içip doymayanlar
Damla içen kanar birgün

Çiçek solar fikir solmaz
Derya damla ile dolmaz
Evladın kötüsü olmaz
Atasını anar birgün

Sözüm söz deyip övünme
Özüm öz deyip övünme
İşim düz deyip övünme
Çark tersine döner birgün

Kesilmez mevladan umut
Bir mürşidin elini tut
Gelir rüzgar gider bulut
Elbet yağmur diner birgün

Gel Reyhani hayal kurma
Yolu bilmeyene sorma
Kendini yüksekte görme
Gökler yere iner birgün


Beni 1

Behey rüzgar gider isen canana söyle beni
Lütfü ve keremi çoktur yakmasın böyle beni
Ben bu derde düş olalı bana Mecnun dediler
Ben nasıl Mecnun'um bilmem aramaz Leyla beni

Ben bu derde düş olalı gözlerim yaşta benim
Sinemi sitem kapladı gönlüm telaşta benim
Ne dizimde kuvvet kaldı ne aklım başta benimİpsiz bağladı felek bir kaşı yayla beni

Ey Reyhani hep düşündün dünyada han olmayı
Hiç aklına getirmedin bir kabristan olmayı
İstemem sensiz efendim tahta sultan olmayı
Bana köle deseler de sen kabul eyle beni


Beni 2
İlahi niyazım sana düşürme garip beni
Alemin şahı Rabbena kılma muzdarip beni
Derdi senden alır isem dermanı kim neylesin
Sen bana benim demezsen kurtarmaz tabip beni

Geldi geçti gaflet ile bunca yıl ve seneler
Hep senin emrinde döner yorulmaz pervaneler
Dergahına talip olmuş tabiri divaneler
Ne olur eyle yarabbi aklıma sahip beni

Ey Reyhani neden akar durmaz göz pınarların
Gönül neylesin dünyayı olmazsa senin yarinBirgün olup okununca cümlesi aşıkların
Yunusların arasında eyleme kayıp beni

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Aşık Hüseyin Çırakman

11/9/2008
Kategori: Asiklar

Aşık Hüseyin Çırakman

   
    Arzu Ederdiniz Bir Yol Görmeye 
    Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler
    Muhabbet Bağından Güller Dermeye 
    Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler




Hisse Alın Çırakman'ın Sözünden 
Zerre Kaçmaz Ariflerin Gözünden 
Kemal Atatürk'ün Aydın İzinden 
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

    
   Hüseyin Çırakman 1930 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Körkü köyünde doğdu. Babası Bektaş anası Sultandır. İlkokulu dışardan bitirdi. Köyde çiftçilik yaptı, saz çalmayı öğrendi inşaatlarda çalıştı. Ankara'ya yerleşti. Radyoevinde hademelik yaptı, dayanamadı ayrıldı. 1964'te Hacı Bektaş Veli anma gecesinde bulundu. "Hoş geldiniz Erenleri" okudu, beğenildi. 1975'te Hak ozanları Kültür Derneği kurucuları arasında yer aldı. Asıl adı Hüseyin'dir.

Alevi bir aileden gelen Hüseyin Çırakman önceleri halk edebiyatı geleneğini sürdürürken sonraları şiirinin biçim ve içeriğini yeniledi. Bireysel ve toplumsal sorunları, olayları halkçı, gerçekçi bir tutumla dile getirdi. Atatürkçülüğü, uygarlaşmayı, barışı, ulus ve yurt sevgisini savundu. Yozluğa, yobazlığa karşı çıktı. Şiirlerini kitaplaştırdı. Yayınlanmış eserleri şunlardır;
Aşık Hüseyin Çırakman Hayatı ve Deyişleri (1956), Hak Yardımcı Her Kuluna, Sen Devam Et Okuluna (1963), Hoş Geldiniz Erenler (1969), Sesimiz (1973), Ayrıca "Halkın Sesi Halk Ozanları" (İnceleme-antoloji, 1975) isimli derlemesi vardır.


Eserlerinden bazıları:

1
Arzu Ederdiniz Bir Yol Görmeye 
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler
Muhabbet Bağından Güller Dermeye 
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Tarihler Boyunca Bir Milletiz Biz
İlimce Dünyayı Vermiş İdik Hız 
Büyük Bir Babanın Torunlarıyız 
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

İyi İnsan Olmak Her Şeyin Başı 
Kardeş Biliyoruz Her Vatandaşı 
Anmak İçin Bugün Hacı Bektaşı 
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Hisse Alın Çırakman'ın Sözünden 
Zerre Kaçmaz Ariflerin Gözünden 
Kemal Atatürk'ün Aydın İzinden 
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler


2
Bugünden Beş Asır İlerde Olsam 
Bir Toplum İçinde Kendimi Bulsam 
Çağdaş Uygarlıkta Yerimi Alsam 
Görürdüm İnsanı İnsan İçinde

Kendi İç Dünyamdan Çırpınıp Uçsam 
Asırdan Asıra Süzülüp Geçsem 
Oturup Dost İle Bir Dolu İçsem 
Seyretsem Dostumu Fincan İçinde

Geri Kalmış Milletleri Gözlesem 
Bu Toprakta Şehitleri Özlesem 
Her Milleti Bir Damarda Gizlesem 
İlik De Kemik De Bir Kan İçinde

İlimle Bilimle Çalışsam Orda 
Gecede, Gündüzde Soğukta Karda 
Yağmur Olup Yağsam Şu Güzel Yurda 
Aşk Olsam Her Şeye Bir Can İçinde

Dert İle Ölürüm Ot İle Bitsem 
Dostun Ocağında Yanarak Tütsem 
Rüzgarla İnsanlık İline Gitsem 
Delere Çırakman İnsan İçinde

 

3
Hasta Oldum Ciğerimde Yaram Var 
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme 
Zannediyor Ki Çok Birikmiş Param Var 
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Arazim Yok Toprağım Yok Malım Yok
Yekinipte Kalkamıyom Halim Yok 
Haktan Gayri Tutunacak Dalım Yok 
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

İneğim Yok Sağıp Südün İçemem
Yağı Balı Görsem Ondan Kaçaman
Hiç Bir Zaman Ben Hakkımdan Geçemem 
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Bir Saz İle Altı Yavru Geçimi 
Bizim Yaşantımız Köle Biçimi 
Ben Bilirim Sen Bilemen İçimi 
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Çırakman'ım Keder Gitti Gam Geldi 
Bende Senden Yaramaza Em Geldi 
Bir Şeyimden Gayrısına Zam Geldi 
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

 

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ali Kızıltuğ

11/9/2008
Kategori: Asiklar

Ali Kızıltuğ

              
Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü
Bülbül Gitmiş Baykuş Konmuş Gelele
Ben Ağayım Ben Paşayım Diyenler
Kapıları Kitlemişler Gel Hele


       Saz Elimde Şu Elleri Gezerdim
       Dertli İdim Bazı Destan Yazardım
        Sen Ali'ysen Niye Saçın Ağarttın
        Kızıltuğ'a Benzemiyor Gel Hele 


 


      1944 yılında Sivas ili Divriği ilçesi Mursal köyünde dünyaya geldi. 1958 yılında bağlama çalmaya başladı. Bağlamaya ilişkin temel bilgileri köyünde bulunan Abbas ustadan öğrendi. İlk yıllarda başka aşıkların eserlerini ve yöresel türküleri seslendirdi.

1969 yılında ilk plağı olan "Asrı gurbet harab etmiş köyümü" çıktı. Bugüne kadar 103 plak ve 87 kaseti yayınlandı. 2160 eseri bulunmakta ve bunların 550 tanesi başka sanatçılar tarafından seslendirildi.

1969 dan bu yana sadece kendi eserlerini seslendiriyor. Eserlerini hazırlarken genellikle 
önce şiir olarak yazıp sonra onları besteliyor. Ancak doğaçlamada çalıp söylüyor, 1971 yılında İstanbul Tepebaşında yapılan ve tüm ozanların katıldığı bir atışma yarışmasında birinci seçildi.

Geçim sıkıntısı nedeniyle göç etmek zorunda kalır ve 1973 de Ankaraya yerleşti.

Aşık Veysel ve Aşık Mahzuni onu en çok etkileyen aşıklardır. 

Uzun sap bağlama çalıyor ve bağlamasını hüseyni düzenine akort ediyor.

"Baykuşlara kalan köy" ve "Sorma efendim" adında iki kitabı yayımlandı ve diğer eserlerini de 10 cilt kitap halinde yayınlamayı düşünmektedir.

Memur emeklisi ve 4 çocuk babası olan Ali Kızıltuğ halen Ankara'da ikamet etmekte ve kendisini şöyle özetliyor: "Ne yarimden vazgeçtim, ne sazımdan vazgeçtim, ne de vatanımdan vazgeçtim. Nasıl Mursal'dan geldiysem, o nazlım, sefil, tertemiz bir köylü çocuğu isem şimdide aynıyım...". 

ali onur
Ekim 2002

 

 

Eserlerinden bazıları:

Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü

Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü
Bülbül Gitmiş Baykuş Konmuş Gelele
Ben Ağayım Ben Paşayım Diyenler
Kapıları Kitlemişler Gel Hele

Bir Ev Burda Bir Ev Karşıda Kalmış
Sorun Hele Bizim Komşular N'olmuş
Kırk Senelik Ağaç Kurumuş Kalmış
Bizim Köye Benzemiyor Gel Hele

Saz Elimde Şu Elleri Gezerdim
Dertli İdim Bazı Destan Yazardım
Sen Ali'ysen Niye Saçın Ağarttın
Kızıltuğ'a Benzemiyor Gel Hele


Hangi Dağın Ardındasın Sevdiğim*

Hangi Dağın Ardındasın Sevdiğim
Oyannıya Dönem Dönem Ağlıyam
Bir Mektup Yolla Ki Gurban Olduğum
Yüzlerime Sürem Sürem Ağlıyam

Ya Bir Komşularda Ya Bir Dosttaysan
Bir Şeye Üzüldün Kara Yastaysan
Yataklara Düştün Ağır Hastaysan
Karaları Giyem Giyem Ağlıyam

Kızıltuğ'um Gurbet Elin Yolunda 
Nazlı Yarinen Ayrı Düştük Sonunda
Sen Öldüysen Neyim Kaldı Sılada
Gurbet Elde Duram Duram Ağlıyam


Sen Gittin Gideli Deliye Döndüm

Sen Gittin Gideli Deliye Döndüm
Her Gün Gözyaşımı Dökerim Ali
Ana Bacı Gardaş Bilmez Diyorlar
Duydukça İçimi Çekerim Ali

Seni Sevenlerin Yaralı Dertli
Şu Elin Zalımı Bizden Kıymetli
Keramet Sahibiydin Güçlü Kuvvetli
Yoksa Bir Kul İdin Öldünmü Ali

Zalimin Zulumü Bizi Yakarsa
Ağladıp Karşıdan Bakarsa
Ahirette Elimiz Boşa Çıkarsa
Tutar Zülfikarı Kırarım Ali

Zalim Yazdı Katlimize Fermanı
Tütüyor Başımda Derdin Dumanı
Geleceksen Tez Gel Tam Da Zamanı
Yoksa İkrarımdan Dönerim Ali

Kızıltuğ'um Pire Gönül Bağladım
Yıllar Var Ki İçin İçin Ağladım
Can Boğaza Geldi Küstüm Söyledim
Yine Senden Özür Dilerim Ali


Değirmenim Terse Döndü Bu Sene 

Değirmenim Terse Döndü Bu Sene 
Bulgura Mı Yanam, Una Mı Yanam. 
Yar Orada Kanser Olmuş Ben Burada Verem
Ben Bana Mı Yanam Sana Mı Yanam 

Öyle Güzel Bulamam Ki Kusursuz
Seven Neşeliymiş Kendisi Mutsuz
Kendi Muratsızsa Bende Huzursuz
Ben Bana Mı Yanam Sana Mı Yanam

Sadık Yarim Deyip Beni Aldattı
Gözlerimden Kanlı Yaşlar Çağlattı
Kendi Yattı Bana Tohum Arattı
Ben Bana Mı Yanam Sana Mı Yanam

Kızıltuğ'um Dert Bürüdü Sinemi
Sevenler Gülmezmiş Gürcüm Öyle Mi
Sen Aslıyı Geçtiysen Bende Keremi
Ben Bana Mı Yanam Sana Mı Yanam


Karşıki Tarlanın Ekini Seyrek (U.H.)

Kaynak: Ali Kızıltuğ

Karşıki Tarlanın Ekini Seyrek
Yorulmuş Nazlı Yar Yardıma Gidek
Dedimki Sevdiğim Benim Olursan
Dediki Sevdiğim Barabar Gidek

Başına Bağlamış Oyalı Yazma
Yazmanın Etrafı Gülünen Dizme
Mevlayı Seversen Elinen Gezme
Elinen Gezersen Ar Gelir Bana

Yüce Dağ Başında Bir Kuru Dikme
Dikmenin Dibine Karanfil Ekme
Mevlayı Seversen Hışmınan Bakma
Hışmınan Bakarsan Zor Gelir Bana 

 

Mursal'dan Çıktım Hekme'ye Doğru (Barabar)

Mursal'dan Çıktım Hekme'ye Doğru
Bir Gelin Yavruma Çağrıyı Nenni Nenni Nenni 
Dedim Bacım Nerelisin Dedi Mursal'lı
Yoldaş Olam Şu Yollarda Barabar

 Barabar Barabar Barabar
 Ölek Ölek Ölek Barabar
 Gelin Dedi Bu Yoncalık Gayrı Çamırlık
 Bir Ahd Eyledim Ki Gardaş Of Of O Da Ömürlük 
 Ali'mi Salmıyı Zalım Ayrılık
 Mektup Yazak Şu Yollarda Barabar

Oğlan Dedi Tanımam Ki Yazayım
Goyver Bacım Şu Dağları Gezeyim
Evliyisen Sennen Nasıl Gideyim
Ben Ayrıldım Garşı Yoldan Barabar

 Barabar Barabar Barabar
 Ölek Ölek Ölek Barabar
 Gelin Dedi Bu Yoncalık Gayrı Çamırlık
 Bir Ahd Eyledim Ki Gardaş Of Of O Da Ömürlük 
 Ali'mi Salmıyı Zalım Ayrılık
 Mektup Yazak Şu Yollarda Barabar

Gelin Dedi Şu Gediği Savuştur
Gorkiyim Allah Ali Nerdeyse Bana Kavuştur 
Gardaş Oruyaca Beni Yolla Barabar

 Barabar Barabar Barabar
 Ölek Ölek Ölek Barabar
 Gelin Dedi Bu Yoncalık Gayrı Çamırlık
 Bir Ahd Eyledim Ki Gardaş Of Of O Da Ömürlük 
 Ali'mi Salmıyı Zalım Ayrılık
 Mektup Yazak Şu Yollarda Barabar

Oğlan Dedi Ki Ben Ölem Bacım
Ekin Değmiş Keçeye Dönmüş Saçı
İşte Ben Ali'yim Canımın İçi
Yol Üstünde Ağladırlar Ki Barabar

 Barabar Barabar Barabar
 Ölek Ölek Ölek Barabar
 Gelin Dedi Bu Yoncalık Gayrı Çamırlık
 Bir Ahd Eyledim Ki Gardaş Of Of O Da Ömürlük 
 Ali'mi Salmıyı Zalım Ayrılık
 Mektup Yazak Şu Yollarda Barabar


Dam Üstüne Çul Serer 

Kaynak: Ali Kızıltuğ

Dam Üstüne Çul Serer Loyluda Yar, 
Leylide Yar, Loy Loy Loy
Bilmem Bu Kimi Sever Halelim 
Nennide Kınalım Nennide, 
Belalım Nennide Nenni
Bunun Bir Sevdiği Var 
Loyluda Yar, Leylide Yar, Loy Loy Loy
Günde On Çeşit Geyer Halelim 
Nennide Kınalım Nennide, 
Belalım Nennide Nenni

Onu Bana Verseler Loyluda Yar, 
Leylide Yar, Loy Loy Loy
Cihana Bildirseler Halelim 
Nennide Kınalım Nennide, 
Belalım Nennide Nenni
Gitsem Yarin Yanına Loyluda Yar, 
Leylide Yar, Loy Loy Loy
Sabahtan Öldürseler Halelim 
Nennide Kınalım Nennide, 
Belalım Nennide Nenni

Ağ Daşı Kaldırsalar Loyluda Yar, 
Leylide Yar, Loy Loy Loy
Yılanı Öldürseler Halelim 
Nennide Kınalım Nennide, 
Belalım Nennide Nenni
Küçükten Yar Seveni Loyluda Yar, 
Leylide Yar, Loy Loy Loy
Cennete Gönderseler Halelim 
Nennide Kınalım Nennide, 
Belalım Nennide Nenni

 

 

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı